Görünmez Kule
5G
Görünmez dalgaların ördüğü bir çağda
yaşıyoruz;
sesler,
veriler,
hayaller…
Gökyüzünde, bulutlarda saklar kendini…
Bir dokunuşla var olan, bir gecikmeyle
kaybolan sanal bir gerçeklik…
Sadece bir teknoloji midir? 5G
Yoksa zamanla yarışan bir eşik,ya da
insanın kendi sınırlarını yeniden çizdiği bir alan mı?
Kendi kendini düzenleyen trafik,
ihtiyaca göre yanan ışıklar,
en kısa yoldan ilerleyen ambulanslar…
Kilometreler ötedeki hastaya gecikmesiz
dokunan bir doktor…
Bazen bir hayat kurtulur, bazen değişir
bir kader …
Dört duvar değildir artık sınıf…
Dünya bir sınıfa dönüşmüştür adeta…
Yalnızca kitapta mı kalır/kalmalıdır
bilgi,
Deneye ve yaşantıya dönüşmüştür
teknolojiyle…
Bir sıçrama,
Bir fırsat ve çağın ritmini yakalama …
Clarke’ın dediği gibi: “Yeterince
gelişmiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez.”
Ancak her hız, beraberinde bir de yük
taşır…
Şehirlerin ortasında görünmez kuleler
yükselir, toprağın altına fiber hatlar yerleştirilir…
Her şehir aynı hızda mı olacak?
Yoksa
Kırsal ile kent arasında görünmez bir
uçurum mu oluşacak?
Bazı yerlerde veri ışık hızında akarken,
bazı yerlerde eski düzen mi sürecek?
Değişim kaçınılmazdır,değişmeyen tek şey
değişimin kendisidir…
Churchill, İlerlemek için değişmek
gerekir; mükemmel olmak için ise sık sık değişmek…şeklinde ifade eder bu
gerçeği…
Anlamadığı ve bilmediği şeyden çekinir
insan…
Şüphe duyar insan, Görünmeyen dalgadan
dokunamadığı etkiden…
Elektromanyetik dalgalar da bilimin
süzgecinden geçmektedir.
Yapılan araştırmalar ciddi bir sağlık
riski olmadığını söylese de insan yine de sorgular/sorgulamalıdır:
Görünmeyen, dokunulamayan,aramızda
dolaşan milyonlarca veri gerçekten zararsız mıdır?
Sorgulama bilginin başlangıcıdır,
Descartes’a göre Şüphe, bilginin başlangıcıdır…
Rol modelimiz Mustafa Kemal Atatürk;
Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.diyerek
arayışın en güçlü rehberin mürşit ilim olduğunu vurgular…
Bilinmezlik korku getirir..
Bilim konuşmalı,
veriler konuşmalı, şeffaflık
sağlanmalıdır…
Bacon’a göre Bilgi güçtür…
Doğru kullanılırsa güç güven inşa
eder….
Carl Sagan’ın dediği gibi, Bilim,
gerçeğe giden en güvenilir yoldur….
Büyük gelişmeler beraberinde şüpheyi de
getirir.
Kontrol sistemi olarak görür bazıları,
Bazıları da, insan sağlığının göz ardı
edildiğini düşünür…
Emerson’a göre korku, cehaletten doğar.
Bilinmeyen her şey önce korkuyla
karşılanır…
Korku ile gerçek her zaman aynı şey
midir?
Bilgi eksikliği, komplo teorilerini de
beraberinde getirir…
Gerçeğe sabırla, araştırmayla ve akılla
ulaşılır…
Einstein’ın dediği gibi Önemli olan
doğru cevapları bulmak değil, doğru soruları sormaktır…
Gerçekler inatçıdır John Adams’a
göre….
5G, bir çağın aynası ve insanın hızla
imtihanıdır aslında…
Ne tamamen korkulacak bir tehdit ne de
sorgusuz kabul edilecek bir mucizedir.
Kranzberg’in ifadesiyle,Teknoloji ne
iyidir ne kötüdür; önemli olan onu nasıl kullandığımızdır…
Anlaşılır ve doğru yönetilirse
güven inşa eder,
anlam kazandırır teknolojiye…
Malcolm X’in dediği gibi: Gelecek,
bugünden ona hazırlananlara aittir…”
Görünmez kulelerin ,anlatıldığı gibi
sağlığımızı tehdit etmeyeceğine inanmak istiyorum…
Ne desek de ne söylesek de bazı şeyler
kaçınılmaz oluyor…
Geleceğe atılan imza olarak görülen 5G
teknolojisini çağın gereklerine göre anlayan,sorgulayan ve yorumlayanlara selam
olsun…
Huzur getiren,şahane dedirten bir
güne…
Günaydın.