MESLEK ANILARI
Cenaze
2009 yılı…
Yer Isparta…
Isparta Bölge Trafik Müdürlüğü’nde görev
yaptığım dönemlerdi…
Şehrin kendine has bir ritmi, kendine
özgü bir görev anlayışı vardı. Disiplinliydi…
Sakin ama aynı zamanda derin bir
hassasiyet taşıyordu.
Ben ise meslek hayatımda ikinci kez
Isparta’daydım.
O yıllarda ilk defa trafik biriminde
görev alıyordum.
Açıkçası bu alan çalışmak istediğim bir
birim değildi.
Fakat üniformayı taşıyan bilir, görev
verildiyse, artık tercih değil sorumluluk konuşur.
Biz de öyle yaptık… Üzerimize düşeni en
iyi şekilde yerine getirmeye çalıştık.
Bir gün yine rutin bir uygulama günüydü.
Ekipler görev bölgelerine dağılmış,
herkes kendi sorumluluk alanında denetimlere başlamıştı.
Gün, sıradan bir gün gibi akıyordu.
Telsiz sessizliğini bir anons bozdu.
Eğirdir yolu üzerindeki uygulama
noktasında görevli arkadaş, 4. kanaldan anons geldi…
Radar ekibi, belediyeye ait bir cenaze
nakil aracının hız ihlali yaptığını ve aracın yakalama-
hacizli olduğunu bildiriyordu.
Ardından o tanıdık soru geldi:
“Nasıl işlem yapalım?”
Kısa bir an durdum…
Bazen saniyeler, insanın zihninde uzun
bir yolculuğa dönüşür.
O an da öyle oldu.
Bir yanda kanunlar, yönetmelikler,
görevin gerektirdiği netlik…
Diğer yanda ise hayatın en sessiz, en
ağır gerçeği…
Bir cenaze aracı…
O aracın içinde yalnızca bir sürücü
yoktu.
Bir vedanın sessizliği, bir ailenin içe
çöken acısı, yarım kalmış hayatların hüznü vardı.
Telsizden cevap vermedim.
“
Beni telefonla arayın dedim.
Kısa bir süre sonra telefon çaldı.
Sesler daha alçaktı artık…
Daha insani,
daha doğrudan…
Net ve sakin bir şekilde talimat verdim:
-Aracı gönderin. Anons yapmayın….
Bir an duraksadım, sonra ekledim:
Plakaya işle
m yapın. Sanki durdurulamamış gibi
değerlendirin…
Bu, o an için pratik bir çözüm gibi
görünüyordu.
Ama aslında mesele sadece bir hız ihlali
değildi.
Eğer o araç durdurulsaydı…
Belki yol kenarında bir tabut
indirilecek, belki acının en ağır hali kalabalığın ortasında yaşanacaktı…
Belki de o an, sadece bir trafik
uygulaması olmaktan çıkıp, insanların hafızasında iz bırakan bir kırılmaya
dönüşecekti.
Görev bazen kuralları uygulamaktır,
evet…
Ama bazı anlar vardır ki, görev aynı
zamanda insanı anlamayı da gerektirir.
O gün bir kez daha şunu öğrendim;
Hukuk ile vicdan arasında ince, görünmez
bir çizgi vardır.
Ve polis meslek hayatı…
Çoğu zaman o çizginin üzerinde dengede
kalabilme sanatıdır.