CİDDİYET
Bir insan düşün…
Otururken ayakları, konuşurken elleri
sözlerine
Sessizce durması gerekse bile bedeni rüzgâra kapılmış gibi başlar kıpırdamaya…
Zıplar durur çekirge misali…
Bir daldan diğerine…
Bir düşünceden diğerine…
Bir konudan başka bir konuya…
Ağızda bir sakız…
Gözlerde bitmeyen bir hareket…
Bedeninde durmak bilmeyen bir hareket…
Belki neşe,
Belki sabırsızlık
Belki bir heyecan…
İçinde kopan fırtınayı kimse görmesin diye dışarıda güneş açtırmaya çalışan bir kişilik tipi…
İnsan;
Samimi arkadaşının yanına giderken rahat davranabilir,
kahve masasında gülebilir,
sakız çiğneyebilir, yerinde durmayabilir, şakalaşabilir…
Davranış bir mahkeme kararı gibi tek hareket üzerinden okunamaz…
Ancak;
İfade vermeye giderken,
dil kadar tavırda önemlidir…
Yaşını başını almış birinin gayri ciddi, lakayt ergenvari tavrı doğru mudur?/kabul edilebilir mi?
Çekirge gibi zıplamak…
Sürekli hareket etmek…
Hızlı hızlı sakız çiğnemek…
Gülmek…
Gereğinden fazla rahat görünmek…
Amaç nedir?
Kime ne mesaj verilmek istemektedir?
İnsan haklı,
suçsuz ,
kendisinden emin de olabilir…
Haklı olmak başka, haklılığın ağırlığını taşımak başkadır…
Kendine güvenmek başka, bulunduğu ortamı hafife almak başkadır…
Sakin olmak başka, lakayt olmak olmak başkadır…
Bilinmelidir ki;
Sözün kıymeti yerinde söylenmesinden gelir…
Mesele sadece sakız meselesi de değildir, içerideki ritmin dışarıya nasıl yansıdığıdır.
Kimisi parmaklarını masaya vurur,
Kimi ayağını sallar,
Kimi kalemle oynar,
Kimi hızlı konuşur.
Kimi sürekli hareket eder.
Aynı hareket;
Birinde heyecan, diğerinde alışkanlık, başka birinde stres,
bir başkasında ise yalnızca karakter özelliği olabilir…
Çekirge sürekli zıplar ama,
biçbir sıçrayış sonsuza kadar sürmez…/Süremez…
En büyük olgunluk yere ne zaman basacağını bilmektir…
Düşünmeden verilen kararlar, bazen uzun süre taşınacak sonuçlar doğurur…
Fevrilik,
cesaret
Aşırı rahatlık,
özgüven,
Her şeye gülmek, güçlü olmak değildir…
Her ortamda aynı davranmak özgürlük olamaz ,olsa olsa ölçüyü kaybetmek olur…
Her mekânın kendine ait bir dili vardır..
Olgun insan,
o dili bilir.
Nerede güleceğini…
susacağını…
konuşacağını…
bekleyeceğini…
En önemlisi de
nerede durması gerektiğini bilir…