NEGATİF LİMANLARDAN POZİTİF SULARA

 

NEGATİF LİMANLARDAN POZİTİF SULARA

Yeni bir gün,

Yeni bir ümit,

Yeni bir başlangıç…

Bugün kendin için ne yaptın.?

Değiştiremezsen kendini

Değiştirebilir misin dünyanı?

“Bazı şeyler bizim kontrolümüzdedir,
bazıları değildir,” der Epiktetos.

Rüzgârı yönlendiremezsin, ama
yelkenlerini ayarlayabilirsin…

Yelkenleri ayarlamak için “Ne yaptım?”
sorusuna cevap vererek başla güne…

Fark ettin mi düşüncelerini?

Kontrol ettin mi tepkilerini?

Verdin mi küçük de olsa bir söz kendine?

Hayat bir deniz gibidir…

Farkında bile değildir insan.

Bazen demir atar negatif limanlara…

Şikâyet, korku, geçmişte kalmak,
başkalarını suçlamak…

Kolayıdır işin.

Yerinde sayan, geriye gidiyor demektir.

Düşünmek gerekir: Hangi limanda kaldın?

Hangi limanda oyalandın?

Hangi olumsuz düşüncelere demir attın?

Dış şeyler seni üzmez; onları
yorumlayışın üzer. Der Aurelius.

Dışarıdan çok içindedir zincirler…

Negatif limanlar bu zincirlerle kurulur.

Bir düşünce,

bir alışkanlık,

bir bakış açısı…

İnsan fark etmeden aynı yerde dönüp durur,
kapılır kısır döngüye.

Hayat bir tercihtir,

O da sana aittir…

Ne zaman bir öfke yükselir,

Ne zaman bir korku kaplar benliğini,

Ne zaman düştün ümitsizliğe…

Durup sormak gerekir kendine:

Kontrol edebiliyor muyum?

Edebiliyorsan kontrol et,

Yoksa bırak gitsin…

Kaldırmaya kalkarsa her yükü, kalır
insan altında…

Negatif limanlarda kalmak kolaydır;
alışkanlık vardır, konfor vardır, bahaneler vardır…

Pozitif sulara yelken açmak cesaret
ister…

Güvendedir gemiler limanda,

Ama gemiler limanda kalmak için inşa
edilmemiştir…

Pozitif sulara yelken açmak, hayal
dünyasında yaşamak mıdır?

“Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni
şeyler söylemek lazım,” der Mevlana.

Bugün ne yaptın kendine?

Bırakabildin mi geride:

Pişmanlıkları, keşkeleri,

korkuları…

Bir anda olmaz değişim.

Küçük ama kararlı adımlarla başlar.

Kontrol ettiğin öfke, kendine verdiğin
ve tuttuğun her söz…

Her farkındalık taşır seni pozitif
sulara.

“Bir ben vardır bende, benden içeri,”
der Koca Yunus.

Ve en uzun yolculuğun kendi iç dünyasına
olduğunu tarif eder insana…

Bugün kendin için ne yaptın?

Yapabildin mi iç dünyana yolculuk?

Atabildin mi küçük de olsa bir adım?

Verebildin mi bir karar?

Tuttun mu verdiğin sözü?

Kendini yargılama, sadece değerlendir:

Hangi limanda takılıp kaldın,

hangi yönü seçtin, hangi adımı attın…

Değişim, başkalarını değil, kendini
kontrol ettiğin anda başlar…

Başlangıçtır;

Kendini olduğu gibi kabul etmek,

Geleceğe dair küçük de olsa bir adım
atmak…

Bir yer var, biliyorum;

“Her şeyi söylemek mümkün…” dediği
Orhan Veli’nin yeri tam da burasıdır,kendi iç dünyan…

Bunun tek yolu, kendinle barışman,

İç dünyana bir yolculuk yapmandır.

Bu da atacağın küçük ama ilk adıma
bağlıdır…

Yorgunluk çökerse bir gün ruhuna:

Bak gökyüzüne,

Kalbine dokun,

İyiliğe dokun,

Sevgiye dokun,

Başla yeniden…

Negatif limanlardan pozitif sulara
yelken açanlara selam olsun.

Gönlünüzce bir güne…

Günaydın.

Leave a Reply