MESLEK ANILARI & Makam aracı

MESLEK ANILARI
Makam aracı
Yıl :1997
Yer; Şanlıurfa Yenişehir Karakol Amirliği
Şanlıurfa Yenişehir Karakolu Amirliği görevini yürüttüğüm yıllardı.
Karakolun üst kısmında İl Emniyet Müdürünün makam lojmanı bulunuyordu.
Bu nedenle müdür beyin giriş ve çıkış saatlerini yakından takip eder, karşılaştığımızda gereken saygı ve nezaketi göstermeye özen gösterirdik.
Bir gün karakolda bulunduğum sırada nöbetçi arkadaşlardan biri telaşla haber verdi:
— Müdür Bey çıkıyor.
Ben de dışarı çıktım. İl Emniyet Müdürü lojmandan çıkmış, makam aracını bekliyordu.
Ancak o gün bir aksilik olmuş, makam aracı henüz gelmemişti.
Beni görünce:
— Şükrü, benim araç gelmedi. Senin araç beni makama bıraksın, dedi.
— Emredersiniz müdürüm, dedim.
Hemen görevli şoför arkadaşımıza talimat verdim.
Müdür Bey’i makamına bıraktıktan sonra geri döndü.
Aradan çok geçmeden telefon çaldı.
Arayan Özel Kalem amiri arkadaştı.
— Müdür Bey sizi makamda bekliyor…
Doğrusu neden çağrıldığımı anlayamamıştım. Şoför arkadaşı çağırdım.
— Hayırdır, yolda bir şey mi oldu?
Şoför biraz mahcup bir ifadeyle:
— Müdürüm, yolda bir su birikintisinden geçtik.
Aracın altından sıçrayan su içeri kadar geldi.
Sayın Müdürün pantolonu ve ayakkabıları biraz ıslandı, dedi.
O anda meselenin ne olduğunu anlamıştım.
Hemen İl Emniyet Müdürlüğüne geçtim. Müdür Bey’in makamına girdim.
Beni görünce doğrudan konuya girdi:
— Bu araç niye böyle? Bu araç neden su alıyor?
Üzerimi kirletti.
Gerçekten de o yıllarda kullandığımız araç oldukça eskiydi.
Defalarca tamire girmiş, birçok yeri kaynak yapılmıştı. Ancak metal yorgunluğu öyle bir noktaya gelmişti ki yapılan işlemler artık kalıcı çözüm olmuyordu.
Saygılı bir şekilde:
— Sayın Müdürüm, araç oldukça eski. Tamir ettirmeye çalışıyoruz ama bazı yerleri artık kaynak tutmuyor.
Kalıcı çözüm için aracın değişmesi gerekiyor, dedim.
Sözümü bitirir bitirmez sertçe:
— Sen her şeyi çok biliyorsun, dedi.
Bir an duraksadım. Söylenecek pek bir şey yoktu.
Çünkü ne aracın eskimesinde benim bir kusurum vardı ne de o gün yaşanan olayda.
Sessizce:
— Emredersiniz müdürüm, diyerek müsaade istedim ve makamdan ayrıldım.
Aradan yıllar geçti. O günü düşündüğümde aklımda kalan şey, yaşanan olayın kendisinden çok meslek hayatının ilginç yönlerinden biri oldu.
Bazen yöneticiler de yoğunluk, stres ve sorumluluk altında beklenmedik tepkiler verebiliyorlardı. Bizler ise çoğu zaman bu tepkileri kişiselleştirmeden görevimizi yapmaya devam etmeyi öğreniyorduk.
Meslek hayatı insana yalnızca kanunları ve yönetmelikleri değil, insan tabiatını da öğretiyor.
O gün hafızama kazınan derslerden biri de şuydu:
Bazı durumlarda haklı olmak, açıklamanızın kabul edileceği anlamına gelmez…
Bazen görev, anlatmaktan çok sabretmeyi gerektirir.
Yıllar sonra dönüp baktığımda, gülümseyerek hatırladığım meslek anılarından biri olarak hafızamdaki yerini koruyor…

Leave a Reply