GÜNCEL

BUTLANA FARKLI BİR BAKIŞ

Bazı kelimeler sözlükte birkaç satırla açıklansada,
zihinlerde yıllarca sürecek sorular bırakır…
Butlan…
Bir hukuk terimi…
Bir mahkeme kararı…
Bir dosya konusu…
Gerçekten öyle midir ?
Kadim hikâyede karşımıza çıkan sorunun başka bir adı mıdır?
Yanlış bir başlangıç doğru bir sonuca ulaşabilir mi?
Bir bina…
Temel çatlak
Kolonlar yorgun…
Dış cephesi göz kamaştırıyor..
Bütün bunlar, temeldeki kusuru ortadan kaldırır mı?
Ya da tam tersi…
Temeli sağlam bir yapı…
Değerlendiren gözler önyargılı…
Hüküm verenler aceleci…
Gerçekler objektif görülebilir mi?
Hayat siyah ile beyaz arasına sıkışmayacak kadar karmaşıktır…
Hukukta,
Siyasette 
İnsanda öyle…
CHP kurultayı üzerinden yürüyen mutlak butlan tartışmaları yalnızca bir partinin meselesi değildir.
Türkiye’nin uzun zamandır kendisine sorduğu bir sorunun yeni bir biçimi…
Hukuk mu önce gelir, irade mi?
Kural mı daha önemlidir, 
tercih mi?
Meşruiyet mahkeme kararında mı saklıdır, yoksa insanların kabulünde mi?
Bir mahkeme süreç geçersizdir dediğinde mesele kapanır mı?
Hukuk karar vermekle görevli olabilir.
Ama kabul görmek…
İnanılmak…
Vicdanlarda karşılık bulmak…
Bunlar mahkemenin zorla hükmedebileceği şeyler değildir…
Tarihin en büyük mahkemesi adliyeler değil zamandır…
Zaman…
Sessizce izler.
Bekler.
İnsanların öfkesi diner.
Sloganlar unutulur.
Makamlar değişir.
İsimler gelir geçer.
Sonra geriye yalnızca bir soru kalır:
Haklı olan kimdi?
Sorunun cevabı çoğu zaman mahkeme kararlarında değil, tarihin hafızasında karşılık bulur…
Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden göreve dönmesi yalnızca hukuki bir mesele değildir….
Bu olayın içinde;
hukuk vardır 
Siyaset vardır.
Parti içi mücadele vardır.
Ama hepsinden önemlisi insan vardır.
İnsanın olduğu yerde her şey karmaşıktır…
İnsanlar yalnızca kurallarla yaşamaz.
Duygularıyla…
İnançlarıyla…
Beklentileriyle…
Hayal kırıklıklarıyla da yaşarlar.
Hukuken doğru olan, her zaman insanların gönlünde karşılık bulmaz…
Bazen de insanların doğru bulduğu şey, hukuk tarafından kabul edilmez…
Trajedi de burada başlar…
Çünkü hukuk düzen,
demokrasi temsil,
Vicdan ise adalet ister…
Üçü her zaman aynı noktada buluşur mu?
Ya buluşamazsa?
Asırlardır çözülemeyen meselele…
Yalnızca hukukta mı aranmalıdır butlan?
Hayatın kendisinde de nice butlanlar vardır.
Sevgi olmadan kurulan evlilikler…
Vefa olmadan kurulan dostluklar…
Liyakat olmadan verilen görevler….
Ahlâk olmadan elde edilmiş başarılar…
Dışarıdan yerli yerinde özde bir eksiklik …
Özdeki eksiklik gün gelir farklı biçimlerde ortaya çıkar…
Mevlananın dediği gibi ,
eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz…
Sormadan edemez insan…
Ya cetvel eğri değilse?
Ya eğri görünen şey aslında bizim bakış açımızsa ?
Hüküm vermeden önce düşünmek, doğruları sorgulayabilmek,
Gerçeği arayabilmek…
Gerçek her zaman bir tarafın haklı olması değildir…
Hakikat bazen herkesin biraz yanıldığı yerde saklıdır…
Belki de CHP etrafında dönen bu büyük tartışma yıllar sonra yalnızca siyasi bir olay olarak hatırlanmayacaktır.
İnsanlar bu süreci;
hukuk ile meşruiyetin,
irade ile kuralın,
adalet ile gücün,
vicdan ile hükmün
karşı karşıya geldiği bir dönemin sembolü olarak okuyacaklardır…
Kararlar mahkemelerde yazılır.
Siyaset meydanlarda yapılır.
Liderler gelir, liderler gider.
Partiler yükselir, partiler düşer.
Fakat zaman…
Büyük ve sessiz hakimdir…
Son sözünü daima en sona saklar.
Bir şey yasal olabilir, ama adil midir?
Meşru olabilir ama doğru mudur?
Kazanılmış olabilir ama hak edilmiş midir?
Hakikat gecikebilir…
Üzeri örtülebilir…
Tartışılabilir…
Ama yok edilemez.
Son hükmü;
ne siyaset,
ne kalabalıklar, 
ne de güç verir…
Son hükmü daima vicdan verir…

Leave a Reply