Kapıdaki botlar

MESLEK ANILARI

Kapımdaki Botlar
Yıl 1996…
Görev yerim Şanlıurfa Yenişehir Karakolu. Karakol Amirliği görevini yürüttüğüm yıllar… Şanlıurfa’nın sıcağı kadar hareketli, gecesi kadar da sürprizlerle dolu günlerdi.
O dönem şehirde ilginç bir hırsızlık türü oldukça yaygındı: Ayakkabı ve bot hırsızlığı… Hatta zaman zaman bazı emniyet müdürü arkadaşlarımızın lojmanlarının önünden bile ayakkabılarının çalındığı haberleri geliyordu. Elbette bu olaylar ilgili şube tarafından titizlikle takip ediliyordu. Ben de karakol amiri olarak yaptığımız personel toplantılarında bu konuda herkesin daha dikkatli ve duyarlı olmasını özellikle istiyordum.
Ben ise o yıllarda Şanlıurfa’daki 300 Konutlar lojmanlarında kalıyordum. Günlük mesaimiz çoğu zaman gece yarısını bulurdu. Saat 24.00 civarında karakoldaki işleri tamamlayıp eve döner, ancak birkaç saat dinlenme fırsatı bulabilirdik.
O gece de öyle olmuştu…
Henüz uykuya yeni dalmıştım ki, gecenin sessizliğini kapı zili bozdu. Saat üç ya da dörde geliyordu. O yıllarda göreve yeni başladığım için bazı arkadaşlarım ev adresimi bile tam olarak bilmiyordu.
Kapıyı açtığımda karşımdaki manzara karşısında ben de şaşkınlığımı gizleyemedim.
Kapıda resmi ekip vardı. Önlerinde ise yirmili yaşlarda genç bir delikanlı… Elinde bir çift bot…
Beni görünce ekipteki arkadaşların şaşkınlığı daha da arttı.
“Amirim, siz burada mı oturuyorsunuz?” diye sordular.
“Gayet tabii, evet.” dedim.
Ardından ekipteki arkadaş şöyle devam etti:
“Bu şahsı yakaladık. Elindeki botları buradan çaldığını söyledi. Bir de size soralım dedik… Bunlar size mi ait?”
Kapının önüne baktığım anda gerçeği anladım.
Birkaç saat önce kapının önüne bıraktığım botlar yerinde yoktu. Delikanlının elindeki botlar ise gerçekten bana aitti.
“Gördüğünüz gibi…” dedim gülümseyerek, “Evet, bunlar benim.”
Şahıs daha sonra karakola götürüldü, gerekli işlemler yapıldı ve olay adli sürecine intikal etti.
Aradan uzun yıllar geçti. Sayısız olay, sayısız operasyon, sayısız dosya… Ancak bazı anılar vardır ki ne kadar zaman geçerse geçsin hafızadan silinmez.
Bir polis için görev, sadece mesai saatlerinden ibaret değildir. Bazen gecenin üçünde kendi evinizin kapısını açar, çalınan botlarınızın hırsızıyla yüz yüze gelirsiniz. O an hem olayın mağduru, hem de görevin sorumluluğunu taşıyan bir emniyet amiri olursunuz.
Meslek hayatı işte biraz da budur…
Her gün yeni bir hikâye, her gece yeni bir sürpriz…
Ve yıllar sonra tebessümle hatırlanan unutulmaz anılar…

Leave a Reply