SESSİZ ÇIĞLIK

 

SESSİZ ÇIĞLIK

İç yorgunluğun sessiz dışa yansımadır,

Sessiz çığlık…

Motivasyon yokluğu,

ruhun yorgunluk hali…

Yorulmaz her zaman beden,

Zihinde yorulur, sürüklenir oradan oraya…

Sabah olur,

Yeni bir gün başlar

ama doğmaz içinde güneş…

Uyanır ama uyanamaz,

Yürür ama varamaz….

Dostoyevski’e göre,İnsanın en büyük acısı, düşündükleriyle yaşadıkları
arasındaki uçurumdur….

Günümüzde insanın sessiz çığlığıdır o uçurum…

Hızla kayan görüntüler,

Buruşan gözler,

Kayan parmaklar…

Zihin dağılır,

konstrante olamaz,oyalanır yürek…

Bir bildirim, bir kısa video, bir anlık haz…

Çoğaldıkça eksiltir, doydukça aç bırakır …

izledikçe boş hissettirir…

Kolay gelen bir haz derin bir anlam,anlamlı bir bilgi bırakır mı geride…?

Emeksiz yemek olmaz demiş atalar,

Bir lokmanın bile hakkı vardır bu hayatta…

Emek vermeden kazanç olur mu?

Emeksiz kazanç ruhu doyurur mu?

Bir zamanlar heyecanlandıran şeyler şimdi ağır gelir…

Bir zamanlar sayfalar arasında kaybolanlar

şimdilerde birkaç satır okurken yorulur hale gelir…

Düşünce bulanık,

zihin yorgun,

kalp isteksiz…

Einstein,

Zihninizi beslemezseniz, bedeninizin gücü de bir işe yaramaz şeklinde
özetler gerçeği…

Bedenden mi ibarettir insan?

Arayan bir ruhla anlam kazanır beden…

İşleyen demir ışıldar derler,işlemeyen zihin pas tutar, ağırlaşır, unutur
kendini…

Mutluluğu kolayda aramak en büyük yanılgısıdır insanın…

Yorulan ellerde çabalayan yüreklerde, sabreden zihinlerde saklıdır
mutluluk…

Aristotle’ ye göre mutluluk, bir eylem halidir…

Durarak değil, yürüyerek bulunur. Bekleyerek değil, yaparak büyür.

Seneca’ya göre zor olan şeyler, cesaret edemediklerimizdir….

Yorgun olduğu için değil, başlamaya korktuğu için tükenir insan …

Üşenenin oğlu kızı olmamış deyimi aynasıdır hayatın…

Ama karanlığın en koyu olduğu an, ışığın doğmaya en yakın olduğu andır.

Aklı karışılabilir ama yeniden kurulur, dağılabilir yeniden toplanır…

Yeter ki bir adım atsın insan…

Sonra bir adım daha…

William James göre Hayatımız, odaklandığımız şeylerden ibarettir…

Nereye bakarsa hayat oraya akar.

çaba,

sabır,

irade…

Ekran kapanır,

bildirimler azalır,

zihin derin bir nefes alır…

Öğrenir yeniden odaklanmayı,

Hatırlar üretmenin hazzını…

Gerçek haz, tüketmekte midir?

Anlam kazanır,

Üretmekle,

Büyütmekle…

Yeter ki bugünün işini yarına bırakma…

Konfiçyus’un Yavaş ilerlediğin sürece sorun yok, yeter ki durma sözü
yankılanır dudaklarda…

Sonunda kendine döner sorar sessizce;

Sen kimsin?

Necisin?

Nereden geldin?

Nereye gidiyorsun?

Gerçekten yaşıyor musun, hayatı ıskalayıp geçip gidiyor musun…?

Ne ekersen onu biçersin, zihnine ne ekersen, hayatta onu büyütürsün.

Kolay haz ekenler , hiçlik biçerler,

sabır ekenler anlam biçerler…

Kendi zihnini yönetebildiği ölçüde özgürdür insan…

Kendine karşı kazanılan bir zaferdir özgürlük…

İçindeki sessiz çığlığı görüp ,çözüm arayanlara selam olsun.

Güzel bir güne…

Günaydın…

Leave a Reply