MÜTEKABİLİYET Egemenlik-Ekümenik

MÜTEKABİLİYET Egemenlik-Ekümenik 

Yalnızca toprak demek midir devlet…
Devlet demek;
Hukukuna,
tarihine, 
iradesine ,
geleceğine sahip çıkabilme gücüdür.
Bayrak kadar görünmez belki…
Devletin görünmeyen olmazsa olmaz ilkesel, omurgasıdır egemenlik…
Egemenliğini kaybeden milletler, önce siyasî bağımsızlıklarını sonra da toplumsal bütünlüklerinide kaybederler…
Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur.
Osmanlı’nın son döneminde 
dış güçler,
azınlık hakları, 
dini yapılar ve kapitülasyonlar üzerinden kurduğu baskılar, devletin iç işlerine müdahaleye dönüşmüştür…
Koruma hakkı olarak görülen konular, zamanla siyasî nüfuz alanına dönüşmüş, devletin karar mekanizmalarını etkileyen araçlar hâline gelmiştir..
Devletler her zaman silahla değil, kavramlarla, unvanlarla ve hukuk yorumlarıyla sınanır..
Fener Rum Patrikhanesi’nin ekümenik sıfatını kullanması ya da kullanmak istemesi de yalnızca dinî bir unvan tartışması mıdır?
Ya da öyle mi görülebilir mi?
Ekümenik demek
Ortodoks dünyasında evrensel ruhani otorite demektir…
Patrikhane ,Lozan Antlaşması çerçevesinde yerel bir dinî kurum olarak görülmektedir. 
Ekümenik meselesi ibadet özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilir mi?
Devlet egemenliği ve uluslararası hukuk boyutu kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir…
Tarih, bazı dini kurumların inanç merkezi olmaktan çıkıp siyasî ve diplomatik güç merkezine döndüğünün örnekleriyle doludur…
Heybeliada Ruhban Okulu tartışmaları da bu çerçevede değerlendirilmelidir..
Ruhban Okulunun yeniden açılmasını savunanlar oşduğu gibi olulun açılmasına karşı çıkan çevreler vardır….
Meseleyi din özgürlüğü ve insan hakları kapsamında ele alanlar açılmasını savunurken,karşı çıkanlar Patrikhane’nin ekümenik iddiasını güçlendireceğini ve siyasî ve hukukî taleplere zemin oluşturacağı kaygısını taşımaktadır…
Gözardı edilmemesi gereken en önemli mesele 
Mütekabiliyet ilkesi olmalıdır…
Uluslararası ilişkilerde denge esastır.
Hak ve yetkiler tek taraflı değil, karşılıklı güven ve eşitlik temelinde sürdürülebilir…
Eğer Heybeliada Ruhban Okulu açılacaksa,
Türkiye’nin de aynı çerçevede kendi tarihî, kültürel ve dinî haklarını uluslararası zeminde değerlendirmesi gerekmektedir…
Türkiye’nin de Vatikan’da veya uluslararası düzeyde faaliyet gösterecek akademik ve dinî bir eğitim kurumu açabilmesi mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde gereklidir…
Mesele sadece bir okul meselesi olarak görülemez…
Konu ;
Egemenlik dengesi, uluslararası hukuk, karşılıklılık ilkesi
ve devletler arası diplomatik eşitlik…
çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Batı Trakya’da Türk kimliği üzerindeki baskılar…
Türk okullarının kapatılması,
Seçilmiş müftülerin tanımaması 
soydaşlarımızın temel haklarının ihlal edilmesi örnekleri varken uluslararası hukuk temelinde tellerini daha güçlü savunması gerekmektedir…
Sağduyulu davranırken tarihi hafızayı unutmamak gerekir…
Güçlü devlet olmak;
ne korkuyla hareket etmek, 
ne de geçmişin tecrübelerini yok saymaktır…
Egemenlik sadece askerî mesele midir?
Kültürel, 
hukukî, 
ekonomik, 
diplomatik 
ve dinî alanlarda da egemenlik demektir..
Konuya hamasetle yaklaşmak ya da nefretle yaklaşmak da doğru değildir…
İnanç özgürlüğünü savunmak başka , Devletimiz içinde farklı egemenlik alanları oluşmasına karşı çıkmak başkadır….
Bu ayrımın iyi yapılması, kutuplaşmanın önüne geçilmesi,sağduyulu davranılması kamplsşmaya gidilmeden çözüm üretilmesi gerekir…
Mustafa Kemal Atatürk’ün devlet anlayışında tam bağımsızlık esastır. Çünkü bağımsızlık yalnızca sınır güvenliği değildir.
Bağımsızlık; hukukta, ekonomide, diplomaside ve devlet otoritesinde de bağımsız kalabilmektir sözleri rehber alınmalıdır…
Fener Rum Patrikhanesi’nin Yunanistan’da “ç Ekümenik sıfatıyla ve Konstantinopolis Başpiskoposu unvanıyla takdim edilmesi ise ülkemizin resmî hukuk tellerine tamamen terstir…
Bizim açımızdan patrikhane’nin 
siyasî statüsü yoktur ve sadece İstanbul’da faaliyet gösteren yerel bir dinî kurumdur.  
Daha dikkat çekici olan bir diğer konu ise;
açıklamaların Yunanistan’da gündeme gelmesidir…
Konudan devletimizin bilgisi var mıdır?
Varsa milletimiz neden bilgilendirilmemiştir?
Bilgimiz yoksa, egemenlik alanımıza giren konuyu neden yabancı ülkelerden öğrenen bir ülke durumuna düşürüldük?
Soruların kamu vicdanını tatmin edecek açıklamalara ihtiyacı vardır…
Lozan Antlaşması sadece geçmişte kalan bir belge midir?
Lozan Antlaşması; Ülkemizin uluslararası hukuk temelindeki tapu senedidir…
Dengeleri bozabilecek her gelişme, statü tartışmalarına, uluslararası baskılara ve Türkiye’nin iç hukukuna müdahale arayışlarına kapı aralayabilir…
Sessizlik bazen siyasî tercihtir… 
Bazen de tarih önünde ağır bir sorumluluktur…
Milli egemenlik meselelerinde susanlar, yarın ortaya çıkabilecek sonuçların siyasî ve tarihî mesuliyetinden kaçamayacaktır…
Milletimiz ,hamaset değil, devlet vakarına yakışır açık bir irade, sağduyulu bir yaklaşım ve şahsiyetli bir duruş sergilenmesini beklemektedir. 
Bazı meseleler yalnızca bugünün değil yarının Türkiye’sini de şekillendirecek konulardır…
Bazı kavramlar göründüğünden çok daha büyük anlamlar taşır…

Leave a Reply