ALEGORİ
İnsanlar gerçeği değil, görmek istediklerini görürler.
Julius Caesar
Görülen her şey gerçek midir?
Bazıları her gördüğünü gerçek sanır…
Görülen her şey gerçek midir?
Doğru mudur?
Yoksa gerçeğin yansıması mıdır?
Platon enfes bir bir yaklaşım sergileyerek adeta bu günlere ışık tutmuştur….
Mağarada insanlar doğduklarından beri zincirlenmiş hâlde yaşarlar…
Başlarını çeviremez, yalnızca karşılarındaki duvara bakabilirler.
Arkalarında yanan ateşin önünden geçen nesnelerin gölgeleri duvara yansır…
Mağaradakiler ise o gölgeleri gerçek sanırlar…”
Mağara alegorisi…
Gerçek nedir?
İnsan gerçeğe ulaşabilir mi?
Bu alegori yalnızca bir felsefi hikâye midir?
Zihinsel esareti anlatan evrensel bir ayna…
Dostoyevski,
İnsan alıştığı karanlığı aydınlığa tercih eder der.
Örnekler ne kadar da güncel değil mi ?
Bazıları alıştığı düşünceleri sorgulamaz.
Kendisine öğretileni mutlak doğru kabul eder…
Körler ülkesinde tek gözlü adam kral olur der atalarımız…
İdeoloji,
korku,
çıkar ,
zamanla gerçeğin yerini alır…
Görünen her şey gerçek midir?
Hakikat, çoğu zaman görünenin arkasındadır…
Zincirler sadece demirden mi yapılır?
Platon zincirleri sembolik olarak anlatır…
Günümüzde insanı bağlayan zincirler;
bazen korkudur,
bazen cehalet,
bazen de konfor tutkusudur…
İnsanın en büyük hapishanesi korkularıdır der Jung
Televizyon ekranları, sosyal medya akışları, manipülatif haberler, algı operasyonları…
Çağımızın mağaraları haline gelmiştir…
Voltaire gerçeği ne güzel ifade etmiştir…
Bir insanın düşünmesini istemiyorsanız onu sürekli eğlendirin…
Ne kadar güncel ,
ne kadar doğru değil mi?
Algılara inanmayı seçen gerçeği görmez/göremez…
Gölgeleri akisleri takip eder….
Hakikate yolculuk zordur,
emek ister,
çaba ister…
Alegoride bir kişi zincirlerinden kurtulur ve mağaranın dışına çıkar…
Başta gözleri kamaşır. Güneşe bakamaz. Gerçek ona acı verir…
Alıştığı karanlığı terk etmekte zorlanır insan ..
Gerçek bazen insanın canını yakar,ama yalan ruhunu çürütür der Nietzsche…
Gerçeği görmek, öğrenmek kolay değildir..
Öğrenmek, insanın bazı yanlışlarını yıkmasını gerektirir..
Sokrates’e göre ,
Sorgulanmamış hayat yaşanmaya değmez.
insanlar çoğu zaman gerçekler yerine rahatlatıcı yalanları tercih eder….
Tatsız gerçek tatlı yalandan iyidir der atalarımız…
Hakikat sorumluluk ,
düşünmek cesaret ister…
Platon’ın alegorisinde mağaradan çıkan kişinin geri dönmesi ilginçtir…
İçeridekilere gerçeği anlatmak ister…
Mağaradakiler ona inanmaz.
Hatta onunla alay eder, öfkelenir ve onu tehlikeli görürler…
Freud’a göre,
İnsanlar gerçeklerden çok alışkanlıklarını savunurlar…
Zihin alıştığı düzenin bozulmasından korkar…
Tarih boyuncabir çok düşünür, bilim insanı ve hakikat arayıcısı bu yüzden dışlanmıştır…
Gerçeği söyleyenler, çoğu zaman konfor alanından çıkmak istemezler.
Teknoloji ilerledi, iletişim hızlandı, bilgiye ulaşmak kolaylaştı…
İlginçtir;
gerçeğe ulaşmak her zamankinden daha zor hâle geldi…
Günümüzde bilgi arttıkça manipülasyon,
algı yönetimi arttı…
Gustave Le Bon’a göre
kitleler düşünmez yönlendirilir…
Gerçeği araştırmak yerine düşüncelerini doğrulayan yalanların peşinden gider…
Gerçekler yerine hoşuna gideni dinlemeyi tercih eder insan…
İnsan duyduğu her şeye inanırsa, aklını başkasına kiralamış olur der Schopenhauer
Düşünmek, insanı özgürleştirir…
İnsanın kendi iç dünyasına yolculuğudur mağara alegorisi…
Korkuların, önyargıların, alışkanlıkların ve dayatılmış düşüncelerin oluşturduğu karanlık bir mağara vardır bazılarının iç dünyasında….
Mağaranın dışına çıkma cesaretidir önemli olan…
İnsanı özgür yapan şey, hakikattir der Goethe
İnsanı gerçekten özgürleştiren tek şey yine hakikatin kendisidir…
Hakikat insanın karşısına doğrudan çıkar mı?
Yalan,
algı,
kalabalık,
ezber…
Gözleriyle değil, alışkanlıklarıyla bakanlar gerçeği bulabilecek mi?
İnsan gerçeği değil inanmak istediğini görür…
Gerçek kalabalığın söylediği değil, vicdanın sustuğu yerde duyulur…
Gerçeği bulmak dış dünya kadar iç dünyaya yolculukla mümkündür…
Çünkü en karanlık mağara düşünmeyen zihindir…
Gördüğüne mi yoksa sana gösterileni mi inanıyorsun…?
Sorunun cevabı kişiliğinin ,karakterinin cevabıdır…
Gerçek, gerçekten görünen midir?
yoksa gösterilen mi?
İnsanlar bazen;
korkularıyla
alışkanlıklarıyla
öfkeleriyle,
taraf olduğu kalabalıkların sesiyle bakar hayata…
İnsanı büyüten şey konforu değil, hakikati arama cesaretidir.
Kalabalıkların alkışladığı her şey doğru mudur?
Doğru olabilir mi?
Önemli olan gerçeği görmeye hazır mısın,
yoksa yalnızca görmek istediğine mi inanmaya devam edeceksin…