IRAKSAMA
Hayal hırsızlığı
Hırsızlık nedir…?
Başkasına ait para ya da eşyayı sahibinden izinsiz
alma ya da çalma olarak literatürde yer bulur…
Sadece para ya da malın çalınması mıdır hırsızlık?
Ya umutların çalınması…?
Geleceğin elinizden sessizce kayıp gitmesi…
Gözlerin içindeki ışığın söndürülmesi…?
Hayal hırsızlığı…
Hayalin çalınması…
en büyük hırsızlık…
Para yeniden kazanılır…
Mal yerine konur…
Ya kırılan umut… Söndürülen heyecan… Kaybolan inanç….
Hayalleriyle yaşar insan…
Güzel günler …
Huzurlu bir yaşam…
Mutlu bir yuva…
Çocuklar…
Onların eğitimi…
Torun seveceği sakin günler…
Nefes alıp vermek midir yaşamak?
Umut;
Her şey daha güzel olacak düşüncesi….
Victor Hugo’ya göre
gelecek, bugünden ona hazırlananlara aittir…
Hayatın en ağır ıraksaması …
Umut ile araya giren mesafe …
Toplum ile gelecek arasında görünmeyen uçurum…
Yarından vazgeçmeye başlama…
Yalnızca insanlar arasında mı olur ıraksama?…
Hayallerden uzaklaşma…
Karamsarlık
Heyacan kaybı….
Endişe…
kopuş …
Benliğine,
İçindeki ışığa yabancılaşma…
Nietzsche’nin
umudu öldürmek, insanı öldürmekten daha ağırdır sözü ayna tutar günümüze…
Toplumsal şartlar… Ekonomik sıkıntılar… Siyasi çekişmeler… Bitmeyen krizler… Adalete dair tartışmalar…
Fırsat eşitsizlikleri…
Güvensizlik duygusu…
Törpüler geleceğe dair umutları…
Damla damla biriken kaygılar tüketir insanın umutlarını…
Diğer bir ifadeyle bir bardağı bir damla doldurur bir damla taşırır…
Yıllarca çalışır insan…
Alın teri döker…
Bir ömür emek verir…
Huzur arar…
Özellikle hayatının son dönemlerinde…
Geçim kaygısı,
yarına dair azalan güven…
Ertelenen hayaller…
İstekler küçülür önce…
sonra beklentiler…
Sonunda hayal kurmaktan vazgeçer insan…
İşte gerçek yoksulluk;
Umut kaybı…
Mevlana,
ümitsizlikten sonra nice ümitler vardır.
Karanlığın ardından nice güneşler doğar desede;
İnsanın içindeki güneş gölgeleniyorsa,
Toplum ruhu yorulmaya başlamışsa..
Kayboluyorsa umut…
Yatırım,
üretim azalır…
Gelecek planı yapamaz hale gelir gençler…
Toplumun enerjisi düşer…
Yaşama, yerini idare etmeye bırakır…
Toplumları ayakta tutan yalnızca ekonomi midir?
Ortak gelecek inancı…
Bir milletin en büyük serveti, yarına güvenle bakabilen insanlarıdır…
Konfüçyüs,
bir milletin gücü, evindeki insanların umutlarında saklıdır der…
Sürekli kriz… kutuplaşma…
kısır tartışmalar belirsizlikler…
Toplumun ruhunda oluşan derin çatlaklar…
Aynı şehirler…
Farklı korkular…
Yabancılaşan gençler…
Başlayan ıraksama….
Uzaklaşan vicdanlar…
Güvensizlik …
Şaibe iddiaları…
İddiaların doğruluğu hukuk ve denetim mekanizmalarının konusu…
Ya tartışmalarla zedelenen güven hissi…
Zihninde büyüyen acaba?” sorusu …
Yavaş yavaş aşınan umutlar…
Sarsılırsa güven,
geleceğe dair inanç yara alır…
Kolaydır;
yıpratmak ,
yıkmak…
zordur ;
yeniden güven inşa etmek,
Yapmak…
Gönül yıkmaktır hayal kırmak;
Umutları küçümsemek, emekleri değersizleştirmek, yarına dair inançlarını soldurmak…
Cemil Meriç’e göre ,
ümit hayatın ekmeğidir…
Toplumu bir arada tutan yasalar olduğu kadar,ortak hayalleridir…
Kurumların, siyasetçilerin, eğitimcilerin
ve kanaat önderlerinin en büyük sorumluluğu insanlara umut verebilmesidir…
Yollar…
köprüler..
binalar…
güçlü ülke olmak için yeterli değildir…
Güçlü ülke olmak için hayal kuran /kurabilen insanları olması gerekir…
Atatürk’e göre ,
Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır….
Hayal kuran insanlar çoğaldıkça
büyür umutlar…
Büyürse umutlar artar güven ..
Artarsa güven güçlenir toplum…
Hiçbir hırsızlık;
bir insanın yarınlara dair inancını çalmak kadar kötü değildir…
İnsanın kendi umutlarından uzak düşmesidir en büyük ıraksama…
Öldürmek için illahi kurşun, bıçak ya da zindan mı gereklidir?
Yıkılan hayaller…
Söndürülen umutlar…
Sessiz çöküş…
Umudunu kaybeden
görünmez duvarların arkasına saklar kendini..
Ne gökyüzü eskisi kadar mavi…
Ne de sabahların bir anlamı vardır ..
Parmaklıkların olmadığı,
ama çıkışı da bulunmayan bir yalnızlıktır
Hayal hırsızlığı…
Iraksama…