EKONOMİ -1-

 

 

 EKONOMİ -1-

 Ekonomi nedir?

Sınırlı
kaynakların sınırsız insan ihtiyaçlarını karşılamak için nasıl kullanıldığını
inceleyen bir sosyal bilim  olarak
sözlüklerde yerini alır….

 Bir
ülkenin ekonomisinin durumunu
   nasıl
anlarsınız?

Yada
nasıl anlaşılır….

Açık
kaynaklarda ,makroekonomik veriler (büyük resim) ile mikroekonomik gözlemlerin
(günlük hayat) birlikte değerlendirilmesiyle mümkün olduğu ifade edilmektedir…

Pekala;

Her
zaman raporlara, grafiklere, renkli ekranlara ve sürekli değişen rakamlara
bakmaya gerek  var mıdır?

 Bazen
şöyle bir sokağa çıkmak ;

 Bir
marketin rafına, bir pazar tezgahına,

akaryakıt
istasyonunun göstergesine, elektrik ve su faturasına,emeklinin cüzdanına,

işçinin
maaşına, çiftçinin tarlasına,

esnafın
boş dükkânına bakmak…yeter de artar…

 Emeklinin
ay sonunda hesabını yaparken çaresiz kalmaması ,

pazara
giderken ne alabileceğini düşünmek zorunda kalmaması ekonominin gerçek
göstergesidir….Yani,ekonominin gerçek yüzü insanların hayatından ,yüzünün
ifadesinden belli olur…

Ya  da;

Birçok
insan, elinde avucunda biriktirdiği küçük birikimini biraz olsun koruyabilmek
için sabah akşam piyasaları takip ediyorsa,

 Döviz
ne olmuş?

Altın
kaç lira?

Be3nzine
mazota zam var mı?

Borsa
nereye gidiyor?

Fonlar
ne durumda?

Faiz
yükselmiş mi?

Biriktirilen
para değerini koruyabiliyor mu?

diye
düşünüyor  elindeki  parayı kaybetmemenin hesabını yapıyorsa …

Durum
meydanda demektir….

 Bir
toplum, emeğiyle kazandığı parayı
  üretime,
eğitime, geleceğe ve refaha dönüştürmek yerine sürekli olarak parasının
değerini korumanın yollarını arıyorsa, sorun
 yalnızca bireysel bir geçim problemi
olmayabilir….

Bu
durumda ekonominin temel dengelerinde bir sorun vardır.

Gerçek
zenginlik;

Tarlanın
ürün vermesi

Fabrikanın
üretmesi

İşçinin
emeğinin karşılığını alması

Çiftçinin
alın terinin karşılığını bulması

Gençlerin
iş bulabilmesi

Çocukların
nitelikli eğitim alabilmesi

Hastanın
sağlık hizmetine ulaşabilmesidir….

 insan rakamların arasında  kaybolursa, fiyatların yükselmesi yalnızca
market rafındaki etiketi değiştirmez…Bir ailenin sofrasındaki çeşit azalır,
öğrencinin hayali gençlerin evlilik hayalleri ertelenir, emeklinin ihtiyaç -geliri
dengesi bozulur,, çiftçi daha fazla çalışmasına rağmen daha az kazanır….

Günün
sonunda kredi kartları, krediler, taksitler…, borçlarını nasıl çevirecekler
derdine düşüen insanlar…

İşte
asıl tehlike…

Bir
toplumun geleceği, borçların çevrilmesi üzerine kurulabilir mi?

Bir
ülke tükettiğinden daha fazlasını üretemiyorsa, dışarıya daha fazla bağımlı
hale gelir.

Hammadde

Enerji

Teknoloji

Makine
dışarıdan gelirse  dışarıya ödenen bedel
de büyür…

İnsanlar
tasasrrufa yönlendirilse de  tasarruf,
üretimin yerine geçemez…

Az
tüketerek zenginleşme olmaz,ancak gün kurtarılır.

Asıl
mesele,ekonomik bağımsızlıktır.Bu da ;

Daha
fazla ve daha nitelikli üretmek,

Toprağı
verimli kullanmak…

Madeni
değerlendirmek…

Sanayiyi
güçlendirmek…

Bilim
ve teknolojiyi üretimin merkezine koymak…

Gençlerin
bilgisini ülkenin geleceğine dönüştürmek…

Üreten
insanı korumak…

Alın
terini değerli hâle getirmekle mümkün olur/olacaktır…

Ekonomi   sadece piyasalardan ibaret değildir.

Öyle
görmek/düşünmek insanı büyük bir yanılgıya sürükler.Bu demek değildir ki Para
piyasaları döviz,Borsa önemli değildir…ama bunlar

ekonominin
kendisi de  değildir…

Ekonomi
;

tarla

Fabrika

Atölye

Laboratuvar

Okul

Üniversite

Liman

Madendir….

Yani  insandır…

Rakamlar  büyürken hayatlar küçülüyorsa refah ölçülebilir mi?

Milli
gelir artarken insanların satın alma gücü azalıyorsa düşünülmesi gereken bir
çelişki var demektir…

 

 

 

Leave a Reply