ASIL TEHLİKE

ASIL TEHLİKE
Bir toplumun başına gelen en büyük felaket nedir?
Savaş mı?
Binaların enkazı mı?
Yada ;
İnsanın değerlerinin sessizce yıkılması…?
Olaylar karşısında insan ;
Şaşırır…
Kızar…
Sorgular…
Susar…
Sonunda alışır….
Asıl tehlike tamda 
burada başlar…
Zamlar,
operasyonlar, satılanlar, 
alınanlar, 
suçlar, 
iftiralar, 
yalanlar, kanunsuzluklar, adaletsizlikler, ahlaksızlıklar…
Her gün yenileri yer alıyor hafızamızda …
Dün  vicdanımızı sızlatan bir olay, bugün birkaç saniyelik bir haber haber haline gelebiliyor…
Sürekli karşılaştığı şeye alışıyor insan…
Sorun masum bir unutkanlık  mıdır
Yoksa yanlışın normalleşmesi mi?
Gün geliyor ‘
Herkes böyle yapıyor…
Hayat bu…
Zaman değişti 
Nasıl olsa unutuluyor
Ne yapalım deniyor/dönebiliyor…
 Zamanla vicdanından biraz daha uzaklaşıyor insan…
Ancak;
Zaman değişse de;
adalete,
merhamete
ve dürüstlüğe 
olan ihtiyacı değişir mi?
Değişebilir mi?
Günümüzde en büyük yanılgı;
her şeyi bir fiyat üzerinden değerlendirilmeye başlanılması,
İnsanın değerinin parayla, makamıyla veya sahip olduklarıyla ölçülür hale gelmesidir.. 
En nankör insan ise bir şeyin fiyatını bilen ama değerini bilmeyen kişilik tipidir…
Herşey parayla satın alınabilir mi?
Vicdan,
 onur, 
güven, 
merhamet, 
sadakat 
ve insanlık…
Para ;
Ev satın alır  ama yuva satın alamaz.
Makam satın alabili ama saygınlık satın alamaz.
Alkış şatafat satın alabilir ama gerçek dostluk satın alamaz.
Vicdan mahkemesinde;
Ne para geçer
ne makam…
Bazıları ;
Servet kazanır, 
huzur kaybeder, 
makam kazanır, karakter  kaybeder.
Bir toplumun çöküşü bir den bire mi olur?
Önce utanma duygusu zayıflar…
Sonra 
yanlışın sınırları genişler.
Ayıp sayılan  sıradanlaşır… 
Sıradanlaşan şeyler  yarınlara  miras kalır…
İnandığı gibi yaşamayanlar,yaşadıklarımı gibi inanmaya başlar…
Adaleti anlatıp haksızlığın yanında duranlar  gücün üstünlüğünü öğretir…
Dürüstlüğü anlatıp yalan söyleyenler  çelişkiyi miras bırakır…
Asıl sorulması gereken soru ‘onlara nasıl bir dünya bıraktık?,
‘ sorusu değil midir?
Mesele yalnızca ekonomik sıkıntılar, zamlar, 
suçlar
veya günlük tartışmalar  mıdır?
 Asıl mesele, insanı,insanlığı  kaybetmemektir…
Çünkü insan kaybedilirse;
para…
makam…
güç…
şöhret…
hiçbir şey ifade etmez….
Toplumun gerçek zenginliği  insanlarının birbirine duyduğu güven,
gerçek medeniyet yükselen ahlak,
gerçek özgürlük ise , yanlış yapabilecek güce sahipken  yapmamayı seçebilmektir…
Sormak gerekmez mi?
Neye alıştık?
Hangi yanlışı normal kabul ettik?
Hangi haksızlığın karşısında sustuk?
Asıl tehlike, yanlışın artık bizi rahatsız etmemesidir…
İhtiyacımız olan;
vicdan,
merhamet,
adalet  ve
hakikatin yanında duracak  cesarettir…
Önemli olan yanlışa yanlış doğruya doğru diyebilmektir…

Leave a Reply