Omuz verenler,yaslananlar ve yürüyenler…
Hayat, görünmeyen yüklerin sessiz
sahnesidir…
Kimi omuz verir
kimi omuza yaslanır,
kimi de yalnızca yürümeyi öğrenir…
Ama hiçbirisi tesadüf değildir; her biri
bir tercihtir, yani bazen bilerek bazen de bilmeyerek bir seçimdir…
Her krizde omuz olanlar,omuz verenler
olur…
Söyler toparlar,
araya girer ortamı düzeltir.
Bir sıkıntı varsa onun sadece
“Ben hallederim.”
sözü dökülür dudaktan…
Bazıları ,başkaları oyun oynarken, o
sorumluluk almıştır.
Sanki çocukken büyümüştür…
Aile içinde her şeye her yere koşturan,
ama kıymeti bilinmeyen,içinde fırtınalar koparken susmayı tercih etmiş
dışarıdan sakin uslu çocuk bilinmiş, görülmüştür.
Yani sanki “büyümüşte küçülmüş….!
Küçük yaşta aldığı sorumluluk ,genç
yaşta onu yormuştur…
Çünkü ,ben düşünmezsem,ben yapmazsam
hiçbirşey olmaz,her şey yarım kalır…
Bazende böyle böyle mükemmeliyetçi
kişiliğe bürünmüştür bile…
Gün gelir ;
bir gün yükü değil;
yükün kendisini taşımaya başlar…
Birde hep
omuza yaslananlar vardır…
Sadece bekler,geri çekilir, sorumluluk
almaz….
Hep bir beklenti içindedir …
“Biri gelsin ve beni kurtarsın….”
Bu tipler belki geçmişte omuz olmayı
,omuz vermeyi denemiş olabilirler,
Ancak sesleri çıkmamış ya da
görülmemişlerdir…
Ya da hatalarında
yargılanmış,ya da hiç seçim yapmalarına
izin verilmemiştir.
Belki de Zamanla öğrenmişlerdir;
“Ben yapamam”demeyi…
Ben yapamam;
önce,
savunma ,
sonra bir alışkanlık,
en sonunda kişilik…
haline gelmiştir.
Böyle tipler, gün gelir, kendi hayatının
seyircisi olur,
farkına bile varmazlar …
Birde yürümeyi öğrenenler vardır
hayatta…
Ne kimseyi sırtında taşır,
ne de başkasının omzuna tüm ağırlığını
bırakır…
Sınır koyar,
Paylaşır,
Gerektiğinde yardım eder,
ama kurtarıcı olmaz…
Gerektiğinde destek ister ,ama teslim
olmaz…
Bilir ki;
“Herkes kendi yükünden sorumludur….”
Bu cümle bencillik değil, olgunluktur…
Gerçek denge,
ne fedakârlık,
ne de çaresizliktir…
Olsa olsa birlikte yürüyebilmektir…
Bu roller bir kader midir…?
Yoksa, seçim midir…?
Yoksa, çocukluğumuzdan kalan travmaların
günümüze yansıması mıdır.?
Bazıları için sorumluluk, güvende
kalmadır…
Bazıları için yaslanmak,
Bazıları içinse,
korunmadır…
Unutulmasın ki;
İnsan, geçmişinin mahkûmu da değildir…
Ne zaman farkeder ,o zaman özgürleşmeye
başlar…
Bu bilinç
önyargıları kıran ilk ışıktır…
Şimdi sormak gerekir;
Hep öne çıkan sen misin?
Yoksa birilerinin elinden tutmasını
bekleyen mi?
Ya da ; yürümeyi öğrenen mi ?
Unutmamak gerekir ki :
İnsan çocukluğunun izlerini taşısada
yolun kendisi değildir…
Hala geç değil;
Yeter ki karar ver,
önyargıları kırmayı ve doğru adımlarla
yürümeye bak…
Ne mutlu kendi yolunu bulup yürüyenlere,
El etek öpmeden ‘elif ‘ gibi dimdik
duranlara…
(Tarafımdan kaleme alınmıştır)