İnsanoğluna bahşedilmiş en büyük
nimettir hayat…
En büyük imtihandır da aynı zamanda…
Sınanır insan;
aşıyla,
eşiyle,
ana babasıyla,
çoluk çocuğuyla…
Bazen de yaşadığı toplum yargılarıyla,
adaletle…
Bazen aynı yastığı paylaştığı eşi,
bazen canı ciğeri evlatları,
bazen de aynı soydan geldiği ana-babası,
kardeşleri…
Bazen;
bir sözle sınanır…
Bazen bir bakışla kırılır…
Bazen de sükût yorar insanı…
“Sevgi, sabır ile yoğrulursa hakikat
olur.” der Mevlânâ…
Nedir eş olmak; sadece birlikte yol yürümek
midir?
Nikâh masasında verilen söze sadık
kalmaktır aslında;
iyi günde, kötü günde, hastalıkta,
sağlıkta…
Sabretmektir aynı zamanda;
varlığa, yokluğa…
Anlamadan, dinlemeden yargılamadan;
gerektiğinde sabırla öfke arasında durabilmektir…
Sevincinde umut, hatasında sabır
saklıdır;
kimdir bu?
Evlat…
“Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır.”
İmtihan sadece yakın çevreyle mi
sınırlıdır?
Bazen de toplumlar sınanır…
Adaletle,
merhametle,
varlıkla, yoklukla…
En önemlisi de yönetenlerle…
Toplumun kaderini, bireylerin davranışları
kadar yöneticilerin tavrı, adalet ve sorumluluk anlayışı belirler.
“Hükümdarın adaleti, toplumun düzeninin
temelidir.”
Bir başka ifadeyle: Devletin dini
adalettir…
Yöneticilik; bir makam olduğu kadar bir
emanettir aslında;
bir ayrıcalık değil, bir sorumluluktur…
“İnsanlar yöneticilerinin dini
üzeredir.”
Yani toplum; sadece verilen kararla
değil, yöneticinin ahlakı, duruşu ve örnekliğiyle şekillenir.
Yönetim erkinde varsa adalet, yeşerir
güven…
Yerleşirse güven, mutlu olur toplum…
“Fırat’ın kenarında bir koyun kaybolsa,
hesabı benden sorulur diye korkarım.”
İşte yönetim…
İşte anlayış…
İşte zirve…
Görünmeyeni görmek,
duyulmayanı duymak,
mazlumun, garibin yanında olmak…
Yönetim erkini destekleyen, eleştiren ve
dengeleyen halk da sorumludur bu sınavda.
“Bir toplumun çöküşü, kanunların değil,
ahlakın çökmesiyle başlar.” der Montesquieu.
İmtihan olmaz sadece yönetici;
bazen de halk olur imtihan…
Susulursa haksızlık karşısında,
göz yumulursa hukuksuzluğa, yolsuzluğa,
doğruları savunmaktan korkulursa,
başlamıştır toplumun imtihanı…
“Haksızlık karşısında susan, dilsiz
şeytandır.”
Birey;
eşinde sabırla,
evladında merhametle,
varlıkta şükürle,
yoklukta dirençle sınanırken…
Toplum da;
yönetim erkinin adaletiyle,
vicdanıyla,
emanete sahip çıkma gücüyle sınanır…
Sınırsız bir güç müdür yetki?
Sorumluluk almadan verilir mi yetki?
Aşarsa yetkisini, emanete hıyanet etmiş
olmaz mı lider ?
Bazen şahsi ihtiraslar girer devreye…
Bazen gayrimeşru hedefler,
bazen dış güçlerin etkisi, yerel işbirlikçiler…
Kaybolur meşruiyet…
Bozulur toplumun huzur ve sükûnu…
Tarih; kişisel hırsların, mantık ve
adaletin önüne geçtiği, ülkelerin maceralara savaşlara sürüklendiği örneklerle
doludur.
Gerçek liderlik; gücü kontrol edebilmek,
aklı ve vicdanı rehber edinebilmektir.
“Güç, sınır tanımazsa felaket getirir;
sorumlulukla birleşirse adalet doğurur.”
Bugün coğrafyamızda bunun acı örnekleri
yaşanıyor…
Güç gösterisinin bedelini halklar
ödüyor…
Kan ve gözyaşı sel olup akıyor…
Mazlumların ahı yükseliyor göklere…
Kural tanımaz liderlerin macerasına
kurban ediliyor masum insanlar…
“Bir adamı düzeltmeden, cemiyeti
düzeltemezsin.” der Kısakürek…
Hayat bir imtihandır…
Ama bu imtihan sadece bireyin değil,
aynı zamanda toplumun da imtihanıdır…
Gerek mikro düzeyde, gerekse makro
düzeyde;
mutluluk dolu günleri görebilmek
ümidiyle…
Hayırlı bayramlar…
Gönlünüzce bir güne…
Günaydın.