Görünmez Zincirler Kartal yavrusu

 

Görünmez Zincirler

Kartal yavrusu

Hikâye bu ya…

Bir zamanlar, bir dağın zirvesinde
kartal yuvası vardı…

Yumurtalardan biri, bir şekilde yuvadan
düşüp bir tavuk çiftliğine yuvarlandı.

Orada büyüdü, öğrendi hayatı…

Tavukların gibi yürüdü, onlar gibi beslendi,
onlar gibi yaşadı…

İçinde hep bir huzursuzluk vardı…

Başını her kaldırdığında gökyüzüne,
yüreği başka atıyordu..

Bir gün gökyüzünde uçan kartalları
gördü.

Kanatlarını açmış, özgürce uçuyorlardı..

Ben de onlar gibi uçabilsem…diye
söylendi.

Sen tavuksun. Tavuklar uçamaz dedi
horoz…

Ve o kartal, bir daha hiç denemedi,tavuk
gibi yaşadı gitti..

Ne anlatır bu hikâye ?

İnsanın kapasitesini unutmasının
hikâyesidir aslında…

Kim olduğunu bilmeden,

kim olması gerektiği öğretilerek
büyüyenler,

başkalarının çizdiği sınırları kendi
sınırı sanırlar…

Erich Fromm göre

İnsan, kendisi olma cesaretini
gösteremediği sürece başkalarının beklentilerinin esiri olur…

Zincir mi vardı kartalda…?

Tabi ki hayır…

Görünmeyen zincirler,

Görünmeyen sınırlar….

Görünmeyen zincirler aşağıya çeker
insanı…

Üstün Dökmen’e göre

İnsan, kendisine nasıl davranılırsa
zamanla kendini öyle sanmaya başlar…

Sürekli uçamazsın denen kartal,uçmayı

Öğrenir mi/öğrenebilir mi uçmayı…

Mesele sadece başkalarının söyledikleri midir?

Kendi gücünün ,

potansiyelinin farkında olmamasıdır esas
mesele…

Doğan Cüceloğlu

İnsan, kendisi olmaya cesaret edebildiği
ölçüde özgürdür. şeklinde anlatır..

Nedır özgürlük?

Dış koşullar mı?

İçsel farkındalık mı?

Kapasitesinin farkında olmayan gökyüzünde
bile yalnız yaşar.

Zihin söylenenlerle şekillenir…

Joe Dispenz’e göre

düşünceleriniz gerçekliğinizi
oluşturur…

Lipton ekler’e göre

İnançlarınız, hayatınızın yönünü
belirler…

Ne ekersen, onu biçersin derken
atalarımız,

İnsan zihnine ne ekerse, hayatında onu
yaşar…fikrini ne güzel özetler..

Kendini bilmeyen, yolunu bulamaz…

Kendini tanımayan gücünün farkına
varamaz…

Uçma yeteneği yok muydu kartalın?

Yoksa denemeyi mi bıraktı…?

İnsan da böyledir. Kullanılmayan
yetenekler zamanla körelir…

Doğru anı bekleyen birer tohumdur
yetenek…

Başlamak bitirmenin yarısıdır…

Nedir cesaret..?

Korkunun yokluğu değil,ona rağmen
harekete geçmektir cesaret…

Göğe bak, içindeki kanatları hatırla der
şair…

Hatırlamak yeterli midir sadece?

İnanmaktır

en önemlisi …

Sonrası ise harekete geçmek…

Kendi hikâyeni yazmazsan,

başkaları senin adına yazar…

Sende başkasının yazdığı hikâyeyi
okur,onu yaşarsın…

Aslan hikâyesini yazana kadar, avcının
anlattığı doğru sanılır…

Tavukların yazdığı hikâyeye inanan
kartal yavrusu hiçbir zaman uçamaz…

Peki ya biz?…

Kimiz biz?

Bize anlatılan mı?

öğretilen mi?

Yoksa yetileri keşfedilmemiş bir varlık
mı?

Doğan Cüceloğlu’nun yaklaşımıyla,

İnsan, ben kimim?

sorusunu sormaya başladığı anda
değişim,dönüşüm başlar…

Eğer bir gün iç dünyanızda bir
sıkıntı,bir daralma hissederseniz…

Yaşadığınız hayat size ait değilmiş gibi
gelirse…

Geleceğinize baktığınızda içinizde bir
heyecan oluşuyorsa…

Bilin ki;

İçinizdeki kartal hâla yaşıyordur…

İsterse insan alıştığını değiştirebilir…

Fark ettiği anda değişir insan..

İnandığı anda güçlenir.

Harekete geçtiği anda değişir, dönüşür.

Her zaman birileri uç der mi?

Yapamazsın denir çoğu zaman…

Gerçeği değiştirir mi bu?

İnsan, kendi kapasitesini fark ettiği
gün yeniden doğar.

Yapılması gereken,

başkalarının sesini susturup

kendi kanatlarının sesini duymaktır…

Kim ne dedi midir mesele….?

Senin ne hissettiğindir önemli olan…

Değişmesi gereken tek şey senin bakış
açındır…

Adım atmakla başlar her şey,

Küçük ama kararlı bir adım…

Her zaman kırılmaz zincirler..

Fark etmek gerekir önce…

Fark edildiği anda çözülür zincirler…

Önemli olan;hayal etmeyi bırakıp, fark
edip kırmak zincirleri….

Kendi potansiyelini keşfeden, kendi
yeteneklerini geliştirenlere selam olsun…

Gönlünüzce bir güne…

G

 

Leave a Reply