GÜNCEL
ONURLU ÇIKIŞ
Kılıçdaroğlu’na atfen…
Yükselmek kadar zamanı geldiğinde geri çekilmeyi de bilmektir bilgelik…
Makam,
unvan,
servet,
alkış ,
güç o kadar bağlıyor ki insanları…
Geldiğini unutur,
gitmeyi aklından geçirmez…
Gerektiğinde zamanında,
tadında bırakabilmek,
Ya da bırakmamak için direnmek…
Her başlangıcın bitişi,
her yükselişin bir inişi,her girişin bir çıkışı vardır…
Koltuklar emanet, makamlar geçici, güç ise sınavdır.
Bir başka ifadeyle insan ölümlü varlıktır.
Doğar,büyür, yaşlanır ve ölür…
Misafirdir bu dünyada…
Asıl mesele son noktanın nasıl konulduğu/konulacağıdır…
Onurlu ayrılanları saygıyla yazar/hatırlar tarih…
Bir fikrin,
bir dönemin,
bir mücadelenin
veya bir ömrün sonuna geldiğini kabul edebilmek…
ve son noktayı iyi koyabilmektir
onurlu çıkış…
Ego’nun zor sınavı…
Nietzsche ‘ye göre insanın olgunluğu, çocukken sahip olduğu ciddiyeti yeniden kazanmasıdır…
Bazen kazanmaktan vazgeçebilme ,
bazen de kaybetmeyi kabullenebilmedir olgunluk…
Dünya siyaseti…
günlük hayat…
yaşanılan bir çok kriz…
Zamanında yapılamayan onurlu çıkışın sonucudur…
Bazen Savaşlar ba bitirilemediği için felakete dönüşür.
Hatasını kabul etmeyen yıpranır..
İnsanlar bazen düştükleri için değil, düştüklerini inkar ettikleri için küçülür.
Abraham Lincoln’
Bir insanın karakterini sınamak istiyorsanız ona güç verin der…
Alkışlar azaldığında..
Kalabalıklar dağıldığında…
Makam odasının kapısı kapandığında…
Telefonlar daha az çaldığında…
Gerçek yüzü o zaman ortaya çıkar insanın…
Demokraside ,
kazanmakta olağandır…
Kaybetmekte…
Önemli olan sonucu kabul etmektir/edebilmektir…
Demokratik olgunluk…
Öğretmenin son dersi…
Askerin son nöbeti…
İşçinin emeklilik günü…
Sporcunun son maçı…
Annenin çocuklarını hayata uğurlayışı…
İnsanın son nefesi…
Geride ne bıraktın? sorusunun cevabı…
İnsanı büyük yapan koltuklar değil, karakteridir…
Yunus Emre’nin dediği gibi;
Mal sahibi,
mülk sahibi
Hani bunun ilk sahibi?..
Ömür denilen şey, emanet edilmiş kısa bir yolculuk…
Makamı mezara götüren car mıdır?
Kim servetini götürmüştür…
Sonsuza kadar alkışlarla kim yaşayabilmiştir…
Mezarlıklar vazgeçilmezlerle doludur…
Ya saygı ya da pişmanlık…
Atatürk’ün
Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır sözü manidardır…
Kalıcı olan kişiler değil ilkelerdir…
Kendinden sonrasını düşünebilmek, onurlu çıkışın en yüksek mertebesidir…
Atalarımız boşuna dememiştir:
Yiğitlik kalkmak kadar gerektiğinde çekilmeyi bilmektir…
Büyüklük,
her savaşı kazanmak değil gerektiğinde
hangi savaşın bitmesi gerektiğini bilmektir…
Hayat…
Büyük bir sahne…
Perde açılır,
roller dağıtılır,
oyun oynanır ve sonunda perde kapanır…
Sahnede ne kadar kalınlığı değil, sahneden inerken arkada geride ne bırakıldığıdır…
Karakterin gerçek ölçüsü, zirveye çıkarken değil, zirveden inerken belli olur…
Önemli olan geride hoş seda bırakabilmektir…
Asalet gideeken ortaya çıkar…
Son noktayı iyi koyabilmektir
onurlu çıkış…