Görünmez zincirler Tava

 

Görünmez zincirler
Tava

Hikâye bu ya…

Bir gün, bir balıkçı gölet kenarına gider. Atar oltasını suya , başlar
beklemeye…

Yan tarafında başka bir adam …
Onunda oltası suda…
Sabırla beklemektedir…
Oltasını her attığında iri, gösterişli balıklar yakalamaya başlar…

Garip bir durum vardır..
Yakaladığı büyük balıkları hiç tereddüt etmeden yeniden suya bırakmaktadır…

Bir süre sonra takılır oltasına küçük bir balık…
Alır yüzünü gerçek bir sevinç,mutluluk…
Alır küçük balığı özenle temizler koyar sepetine…

Meraklanır diğer adam ,
Gün boyu avlandım neredeyse hiç balık tutamadım ,

Sen yakaladığın büyük balıkları geri bırakıp, küçücük balığa seviniyorsun…

Neden?

Balıkçı sakin…
Cevap verir;

Çünkü benim tavam küçük…

Sadece balıkçının tercihi midir hikâyede anlatılan…

Hayatın çizdiği görünmez sınırları anlatır …

Bazıları alıştıklarıyla yaşar insan..
Farkında değidir potansiyelinin…

İnsanın yaşamını,dış koşullardan çok kendi iç dünyası belirler…

Hikâyenin özü,

Nasıl görüyorsa öyle yaşar insan…

Bazıları küçük dünyasına hapseder kendini…
Karşısına çıkan her yeni fırsat yabancı
ve hatta ürkütücü gelir…

Farkındalığı sınırlarını belirler insanın…

Kendi zincirlerini bilmeyen,
potansiyelinin farkedemeyen
Değişebilir mi ?
Dönüşebilir mi ?

Büyük balıkları neden geri bıraktığını sorgulayabilir mi?

Potansiyelinin farkında olmayan küçük şeylerle oyalanır durur…

Herkes kabı kadar alır der atalarımız, ama çoğu kişi kabını büyütmeyi
düşünmez….

Konfor alanı dediğimiz yer, insanın görünmez tavasıdır…
Güvenlidir,
tanıdıktır,
rahattır…
ama dardır….

Konfor alanının dışına çıkmak;
belirsizlik,
risk
ve bazen de başarısızlık demektir…

Başarabileceği hâlde daha fazlasını denemeyen konfor alanında kalanlar ancak
mevcudu koruyabilirler…

Bazıları,büyük fırsatları çoğu zaman fark etmez ya da bana göre değil diyerek
geri çevirir….

Nasip gayrete âşıktır sözü sadece çalışmayı mı ifade eder…?

Çalışmayı değil, büyümeyi de anlatır aynı zamanda…

Gayret eden sadece şartları değil, kendini de değiştirir,
geliştirir
,dönüştürür…

Değiştirirse insan kendini ,hayatın sundukları da değişir…

Verildiği kadarını değil, taşıyabildiğin kadarını bırakır hayat…

Limanda bağlı kalmak güvenlidir.
Ama hiçbir gemi, limanda kalmak için inşa edilmez…

İnsan da öyledir… Taşıdığı potansiyel, yaşadığı hayattan çok daha büyüktür …

Potansiyel cesaret edilmediği sürece açığa çıkmaz…

Durup düşünmek gerekmez mi?

Kaç fırsatı geri çevirdin ?
Kaç hayalini erteledin?…

Ya da ve en önemlisi de,
yakaladığın hangi fırsatları geri teptin…?

Mesele şans mıdır…?

Mesele, hiçbir zaman şans ya da imkân değildir…

Mesele…
Potansiyelini ,
enerjini olumlu yönde açığa çıkarıp çıkaramadığın,
değişip dönüşemediğindir …

Hayatta herkes şans verir…
Herkes fırsat yakalar…
Önemli olan farkına varıp varamadığındır…

Değerlendirilen her fikir,her potansiyel bir dönüm noktasıdır…

Ya kendin olur,yakaladığın fırsatı değerlendirirsin,
ya da pişman olup başkarının yazdığı hikâyeyi okursun..

Tercih senindir,

Belki de,hayatın sana sunduğu fırsatlar, senin kim olacağının birer
işaretidir..

Önemli olan kendine biçtiğin değerdir…

İmkânların mı yetersiz, yoksa kendi fikirlerini önemsemiyorsun…

Unutma;
Sana sunulanla değil, kabul ettiğinle şekillenir hayat…

Hedefini büyütmeden,
potansiyelini farketmeden hiçbir fikir ortaya çıkmaz..

Bazen fırsat bir kere gelir,sonra keşke demek hiçbir anlam ifade etmez…

Ve belki de hayatın sana sunduğu fırsatlar, aslında senin kim olabileceğinin
bir işaretidir..

Kendine biçtiğin değerdir önemli olan…

imkânların mı yetersiz, yoksa kendini küçük görüyor fikirlerini
önemsemiyorsun…

Hedefini büyütmeden,potansiyelini ortaya çıkarmadan hiçbir fikir ortaya çıkmaz.
hayata geçmez…

Kendi potansiyelinin farkında olan,hayatın kendine sunduğu fırsatı yakalayan
,değişen ve dönüşenlere selam olsun…

Güzel bir güne …

Günaydın… 

Leave a Reply