TOPLUMSAL EREZYON
-2-
Nepotizm
Nepotizm;
kayırmacılık
veya akraba
kayırma,
öznel
ve adil olmayan
şekilde yapılan
ayrımcılık şeklinde sözlüklerde yerini alır…
Uygulamada
adam kayırmacılık
liyakatsizlik,
adaletsizlik
ve ahlaki yozlaşma
şeklinde vücut bulur…
Bir toplumun geleceği;
Sahip olduğu
kaynakları kimlere,
hangi ölçülere göre
ve hangi amaçla emanet ettiğiyle anlaşılır…
Mevki-Makam…
gelip geçicidir…
Kimseye kalmadı
/kalmazda…
yetkiler sınırlı,
Ömür kısadır…
Nepotizm toplumların
ortak sorunu olmasına rağmen,
tarihsel birikim
sosyo-kültürel yapı,
gelenekler,
ve yönetim anlayışı birbirinden farklı olduğu için çözümü de doğal olarak farklıdır…
Eğer soruna çözüm bulunmak isteniyorsa sorunu doğuran sebepleri anlamak ,doğru tespit etmek gerekir…
Bunun için;
Her toplum kendi şartları içerisinde incelenmeli,
somut vakalar araştırılmalı,
veriler değerlendirilmeli
ve elde edilen sonuçlara
göre çözüm yolları geliştirilmelidir.
Adalet,
eşitlik,
dürüstlük
ve liyakat
insan onurunu koruyan,
kurumlara güven
kazandıran
ve toplumsal barışı güçlendiren ortak değerlerdir…
Bu değerler tam
olarak
hayata geçirilmeli,
açık şeffaf kurallar belirlenmeli,
mekanizmalar kararlı
bir iradeyle
işletilmelidir…
İşe alım süreçlerinde ;
açık,
anlaşılır
ve standart kriterler
olmalı ,
görevin gerektirdiği
eğitim,
bilgi,
beceri
be deneyim önceden tanımlanmalı ve adaylar
aynı ölçüler üzerinden değerlendirilmelidir…
Pekala,
kuralların kişilere göre değiştiği bir yerde adaletten söz edilebilir mi?
Cevap tabii ki hayır…
Değerlendirme nesnel ölçütlere göre yapılmalı,
puanlama yöntemi
açık
ve denetlenebilir
olmalıdır…
Mülakatlar;
kanaatlerin,
yakınlıkların
ve görünmez ilişkilerin belirleyici olduğu bir alan olmaktan çıkarılmalıdır…
Aynı zamanda eşitlik ilkesine sadık,
ölçülebilir
ve denetlenebilir olmalıdır…
Terfi sistemleri
ögörülebilir
ve objektif esaslara göre düzenlenmelidir …
Yani terfide ;
yakınlık
sadakat
ya da kişisel ilişkiler ön
planda olmamalıdır.
Başarı
tecrübe,
yeterlilik
ve somut performansın karşılığı olmalıdır….
Atamalar ;
merkezi,
standart
ve denetlenebilir
sistemlerle yürütülmeli
yerel ilişkiler ve kişisel müdahalelerin etkisi azaltılmalıdır.
Kararlar şeffaf alınmalı,
gerekçeler açıklanmalı,
ve süreç bağımsız
denetime açık olmalıdır…
Herkesin hakkını koruyan bir düzen oluşturulmalı ve ehliyet esas alınmalıdır…
insanlar eğitimlerine bilgi birikimlerine,
mesleki deneyimlerine
ve yemeklerine uygun görevlere atanmalıdır…
Liyakat,
bireysel bir başarı ölçüsü olup, topluma karşı taşınan bir sorumluluktur…
Hukuki düzenlemeler
etik bilinç,
şeffaflık,
hesap verebilirlik
ve haksızlık karşısında ses çıkarabilme cesaretiyle taçlandırılmalıdır…
Adam kayırmacılık;
birilerini hak etmediği makama getirmek,hak edeni görmezden gelmek
emeği değersizleştirmektir…
Kuralların uygulanmadığı toplumlarda
gençlerin umutları aşınır,
çalışanların şevki kırılır,
kurumların hafızası zayıflar…
Gün gelir
başarı,bilgi,hakkaniyet yerini bağlantı kurmaya ,nüfuza ve çıkara bırakır…
Adalet, haklının hakkını vermek kadar, hakkı yenmemiş olanın da hakkının yenmeyeceğine dair güven oluşturmaktır…
Liyakat, bu güvenin kurumsal temeli, ahlak ise onu ayakta tutan vicdandır…
Yani,bir makama kimin getirildiği kadar, neden getirildiği de önemlidir…
Her atama;
kurumun karakterini
ve toplumun adalet duygusunu da şekillendirir…
Adaletin olmadığı yerde liyakat , liyakatin olmadığı yerde güven olmaz….
Bir ülkeyi geleceğe ancak hak ederek makam sahibi olanlar taşır/taşıyabilir…