OLTA • YEM • BALIK
Hayat…
Kimi zaman masmavi bir deniz….
Kimi zaman görünmeyen akıntılarla dolu derin bir okyanus…
Kimi zaman da sessizce kurulmuş bir olta…
Ve insan…
Bazen ;
oltayı atan,
yemi hazırlayan,
Bazen de farkına varmadan oltaya yaklaşan bir balık…
Sahi…
Yem ne zaman değerlidir?
Balık oltaya gelmeden önce mi?
Yoksa balık iğneye takıldıktan sonra mı?
Balık yakalandıktan sonra yemin bir anlamı var mıdır?
Hiç düşündünüz mü?
Yem…
Neden parlaktır?
Neden dikkat çeker?
Neden caziptir?
Neden iştah kabartır?
Balığı doyurmak için mi?
Onu mutlu etmek için mi?
Özgür bırakmak için mi?
sorular, sorular…
Yoksa…
Onu kendine yaklaştırmak için mi?
Balık yemi yuttuğu an…
Aslında neyi yutmuştur?
Bir lokmayı mı?
Yoksa özgürlüğünü mü?
Yem,
Bir nimeti mi?
Yoksa görünmeyen bir esareti mi?
İğne damağına saplandığında…
Artık seçim hakkı kalır mı?
Yönünü kendi belirleyebilir mi?
İstediği yere yüzebilir mi?
Cevap belli
Tabi ki hayır…
Hayır…
Peki…
Hayat,
İnsan ilişkileri,
İş hayatı farklı mıdır?
Siyaset,
Ticaret,
Reklamlar,
Makamlar farklı mıdır?
Şöhret…
Para…
Menfaat…
Hepsi bir yem olabir mi?
İlgi ilk zamanlar neden büyüktür?
vaatler,
Sen bizim için çok değerlisin sözleri…
Kapılar ardına kadar neden/niçin açılır?
Peki sonra…
Ne değişir?
İnsan mı değişir?
Amaç nedir?
İnsanı kendine bağımlı hâle getirmek olabilir mi?
Amaç dostluk, sevmek midir?
Yoksa vazgeçilmez görünmek midir?
Ne zaman ki insan…
Onsuz yapamam demeye başlar…
İşte o gün…
Yem görevini yapmıştır…
İlgi azalır,
vaatler unutulur.
güler yüz kaybolur…
Sebep aslında açıktır
Oltadaki balığa yem verilmez…
Hiç düşündünüz mü?
Neden bazı insanlar sizi sadece ihtiyaç duyduklarında arar?
Neden bazı kapılar işiniz bitince kapanır?
Neden alkışlar menfaat bitince susar?
Neden dost görünenler, çıkar bittiğinde yabancılaşır?
Cevap basittir…
Bazı ilişkiler sevgiyle değil,
ihtiyaçla,menfaatle kurulmuştur…
Akıllı insan sadece görünene mi bakar/bakmalıdır…
Cevabını bildiği, inanmak istemediği sorular başlar,
Neden ben?
Bu kadar ilgi niçin?
Bu cömertlik neden?
Karşılıksız görünen şeyler gerçekten karşılıksız olabilir mi?
Yarın benden ne istenecek?
Her parlayan şey altın mıdır?
Her gülümseme samimiyet,
Her alkış takdir,
Her ikram iyilik değildir…
Bi gerçeği de gözden kaçırmamak gerekir…
Her yem tuzak,
Her vaat yalan değildir.
Uzatılan her el de art niyetli değildir..
Ancak;
Hayat tedbirli olmayı gerektirir…
En büyük tuzaklar,
en güzel sözlerin arkasına,
en derin hesaplar,en sıcak tebessümlerin içine gizlidir…
Gerçek özgürlük nedir?
İğneye takıldıktan sonra çırpınmak mı?…
Gerçek bilgelik nedir?
Güç mü?
Sorgulayabilmek mi?
Balığı yakalayan iğne midir?
Yoksa İğneyi saklayan yem mi?…
İnsan neyi hatırlar?
İğneyi mi? aldatan yemi mi?
Cevap ortadadır…
Ama,oltadaki balığa yem verilmez…
Unutulmamalıdır ki;
Yem,
özgürlüğün önündeki en büyük düşmandır…