Herkes karakterinin gereğini sergiler;
Sözleriyle değil, davranışlarıyla
anlatır çoğu zaman insan kendini…
Dil,sussada ,karakter konuşur
sessizce…
Sakladığını sanır bazen kendini insan;
Maske takar,
Rol yapar…
Ama;
Düşer bir gün maskeler…
Karakter kalır geride…
Bazen zor zamanlarda ,
bazende güç olunca çıkar ortaya…
İşler yolundayken, herhangi bir risk
yokken, alınması gereken bir sorumluluk yokken herkes normaldir.
Tanımak istiyorsanız birini, güç verin
ona…
Gerçek karakter; kimsenin görmediği
yerde,
yalnızken çıkar ortaya.
Ahlak; insanın yalnızken ne yaptığıdır
aslında.
Sözler değil, davranıştır esas olan.
Söylemek kolaydır; önemli olan
yapmaktır,
Yaşamaktadır..
Sözler saklansa da, davranış
saklanamaz…
“Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi
ol,” der Mevlânâ.
Karakter ve fıtrat, eski bir hikâyede ne
güzel anlatılmıştır…
Bir derviş suya düşen bir akrebi
kurtarmak ister.
Elini uzatır, akrep onu sokar.
Derviş tekrar uzatır elini…
Akrep yine sokar.
Bunu görenler dayanamaz ve dervişe
sorar:
“İyilik yapmak istemene rağmen sana
zarar veren akrebe neden hâlâ yardım ediyorsun?”
Dervişin cevabı ise düşündürücüdür:
“Akrebin fıtratında sokmak var.
Benim fıtratımda ise merhamet etmek…
O fıtratının gereğini yapıyor diye
Ben niye fıtratımı değiştireyim?”
İşte karakter işte fıtrat…
Ne iyilik sonsuzdur ne de kötülük …
Herkes karakterinin gereğini sergiler
aslında…
Bazıları değer katar
Bazıları değer kaybettirir bulunduğu
yere, makama
ne zekâdır
ne imkan,
ne de şans;
Karakterdedir
nüans…
Maskeleri indirir zaman;
hem de sessizce.
Rol yapabilir bazıları ,
Ama eninde sonunda kendi karakterinin
gereğini sergiler insan.
Güç,
Makam, servet…
Geriye kalan tek mirastır karakter…
Er ya da geç, herkes boy aynasında görür
kendini;
Kimi İyiliğiyle hatırlanır ,
Kimi kötülüğüyle…
oynadığı rollerle değil hiçbir zaman…
Büyük insanlar veda ederek gider;
Basit ve küçük insanlar ihanet ederek…
Herkes karakteri kadar insandır
aslında…
Karakteri sağlam,
özü sözü bir olanlara selam olsun..
Her şey gönlünüzce olsun…