MAYA

MAYA 
                     
İnsan kimdir?   
İnsan nedir?
Nereden gelmiştir?
Nereye gitmektedir?
İnsanın değeri nedir?
Bu değer nereden gelmektedir?
İnsanı değerli yapan şey nedir?
Sorular… 
Sorular…
Sorular çoğaltılabilir.
Önemli olan sorulara verilen  cevaplardır…
En önemli sorulardan biri de şudur:
İnsanı insan yapan, değerli kılan şey nedir?
Sahi, insanı değerli yapan şey nedir…?
Cevaplar sıralanabilir…
Ama önce sorularla devam edelim.
Taşıdığı unvan mı?Oturduğu koltuk mu?Sahip olduğu makam mı?
Giydiği üniforma mı?Kürsülerden yaptığı gösterişli konuşmalar mı?
Bir de cevaplara göz atalım…
İnsanı değerli yapan şey;
ne unvanıdır,
ne makamıdır,
ne üniformasıdır,
ne de hamasi nutuklarıdır.
İnsanın gerçek değeri, hangi mayadan yoğrulduğunda gizlidir.
Anlayana… Anlayabilene…
Maya sağlamsa…
Gittiği yere 
güven ,
adalet ,
merhamet taşır.
Maya bozuksa…
karanlığını,
kötülüğünü,
pisliğini taşır…
Çürük maya 
ekmeği de bozar, 
toplumu da…
Karakteri hırsız olan, mayasında hırsızlık bulunan;
Esnaf olursa müşterisini aldatır.
Memur olursa kamu malını kendi malı sanır.
Polis olursa gücünü hukukun değil, nefsinin hizmetine verir.
Siyasetçi olursa milletin emanetini şahsi menfaatine dönüştürür.
Din görevlisi olursa kutsalı istismar eder.
Sorun makamda, meslekte değil, o makama oturan insanın mayasında, karakterindedir….
Meslek yalnızca bir araçtır.
İnsanın özü neyse, elindeki araç da onun niyetine göre ya şifaya dönüşür ya felakete…
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:
Şüphesiz Allah size emanetleri ehline vermenizi emreder…
Bu yalnızca dinî bir emir midir?
Aynı zamanda insanlık tarihinin en büyük yönetim ilkelerinden biri…
Emanet ehline verilmezse,
Liyakat kaybolursa;
devlet zayıflar,
adalet yara alır,
toplum güvenini kaybeder…
Dürüstlük,
adalet,
emanete sadakat,
kul hakkına riayet,
merhamet ve vicdan…
Bütün insanlığın ortak dilidir.
Japonya’da kaybolan bir cüzdanın sahibine ulaştırılması….
İskandinav ülkelerinde kamu malına gösterilen titizlik…
Anadolu insanının Kul hakkıyla gelme  nasihati…
Aynı vicdan,
farklı lehçeler…
Vicdanın milliyeti var mıdır?
Olabilir mi?
Konfüçyüs ,
erdemli insan
önce kendini 
düzeltir, sonra toplumu…
Hz. Mevlana’nın dediği gibi,sen değişirsen, âlemin değişir…
Toplum nedir?
Nasıl oluşur?
Toplum aslında, tek tek insanların karakterinden örülmüş görünmez bir kumaştır…
Albert Einstein Teknolojinin insan ilişkilerini aşacağından korkuyorum derken endişesinde ne kadar haklıdır…
Ahlâk olmadan
güç tehlikeli,
vicdan olmadan 
bilgi yıkıcıdır.
Bilindiği gibi;
Toplama kamplarını mühendisler kurdu.
Atom bombasını bilim insanları geliştirdi.
Ekonomik sömürü düzenlerini de yüksek eğitimli insanlar kurdu.
Bilgi, vicdanla buluşmazsa medeniyet üretebilir mi?
İnsanlığın faydasına olur  mu?
Peygamber Efendimiz ,ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim buyurmuştur…
Her toplumda dürüstlük erdemdir,
yalan çirkindir.
Her toplumda
değerli olan 
vicdandır…
Hangi dilde olursa olsun,
ihanet aynıdır…
Immanuel Kant’ın şu sözü ne kadar da manidardır;
Öyle davran ki, davranışın evrensel
 bir ahlâk yasası olabilsin….
İnsan…
Kendini,
yaşadığı 
toplumu, 
dünyayı 
ve evreni sorgulamalıdır.
Kendi kendine şu soruyu sormalıdır:
Herkes benim yaptığımı yapsaydı, dünya nasıl bir yer olurdu?
Herkes yalan söyleseydi, 
hakikat olur muydu?Herkes çalsaydı, güven diye bir şey kalır mıydı?
Herkes yalnızca çıkarını düşünseydi, toplum diye bir kavram olur muydu?
Cevap, 
elbette hayır.
Ahlâksızlık 
yalnızca bireysel bir kusur mudur?
Ahlâksızlık,
toplumun temeline konulmuş dinamittir.
Bir toplumda çürüme yaygınlaşırsa;
rüşvet sıradanlaşır,
adam kayırma normalleşir,
hak yiyen güçlü sayılır,
dürüst insan ise saf görülmeye başlanır…
Dostoyevski’ye göre:
Bir toplumun medeniyet seviyesi, 
en zayıf insanına nasıl davrandığıyla anlaşılır…
Gerçek medeniyet nedir?
Nasıl ölçülür.?
Gerçek medeniyet  ahlaklı insanların vicdanıyla örülür..
Kur’an’ın şu sorusu ise bütün bunların özünü hatırlatır:
Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?..
Bilmek kadar, 
bildiğini hangi vicdanla kullanıldığı da önemlidir.
İyi insanın 
elindeki bilgi şifa,
kötü insanın elindeki bilgi ise felaket olur…
Çocuklarımıza yalnızca meslek değil,
vicdanı,
merhameti,
adaleti,
kul hakkını,
emanetin önemini de öğretmeliyiz…
Çünkü iyi doktor olmak başka,
İnsan hayatına
 saygılı doktor olmak başkadır…
İyi hâkim olmak başka,
adaletli hâkim olmak başkadır…
İyi siyasetçi
olmak başka,
dürüst siyasetçi 
olmak başkadır.
Maya bozuksa…
En sağlam görünen sistemler bile içten içe çürür…
Maya sağlamsa…
Tek bir vicdanlı insan bile karanlığa umut, topluma istikamet ve geleceğe ışık olur/olabilir…
Çünkü insanı ayakta tutan mayası yani  karakteridir, 
toplumları yaşatan 
ise vicdanlarıdır…

Leave a Reply