YÖRÜK OĞLUYUM
Yayladan yaylaya göçer obamız,
Kıl çadır altında geçer sabahımız.
Keçidir yoldaşım, dağdır yuvamız,
Konar göçer bir Yörük oğluyum.
Yaylakta serinim, kışlakta sıcak,
Toroslar yurdumdur, dağlarım kucak.
Heybem omzumdadır, gönlümde ocak,
Sılasına sevdalı Yörük oğluyum.
Sarıkeçili’nin izinde yürürüm,
Teke’nin yaylasında türkü söylerim.
Muğla’dan Antalya’ya selam götürürüm,
Torosların bağrında Yörük oğluyum.
Isparta yaylası, Burdur ovası,
Mersin’in sıcağı, Adana havası.
Keçe serer anam, tüter obası,
Dumanı tüten bir Yörük oğluyum.
Davarı güderim, kavalım elimde,
Yayla yolu vardır her bir dilimde.
Türkmen’in töresi, Yörük’ün özünde,
Edeple yoğrulmuş Yörük oğluyum.
Obamda büyüdüm, törem baş tacı,
Büyük sözü dinler, bilirim duayı.
Misafir gelirse açarım kapıyı,
“Buyur” demeyi bilen Yörük oğluyum.
Bir yanım Toros’tur, bir yanım yayla,
Gönlümde sevdadır, dilimde türkü.
Azığım heybedir, suyum pınardır,
Dağ ile dost olan Yörük oğluyum.
Vatan toprağıdır benim en büyük ocağım,
Milletimin birliği gönlümde sönmeyen çırağım.
Bayrağım göklerdeyse dimdik durur başım,
Atamdan kalan emanet, yarına taşıdığım mirasım.
Bu yurda sevdam törem, milletime hizmet onurum,
Ay yıldızlı bayrağın altında şeref bulur ruhum.
Dağım, yaylam, obam kadar azizdir vatanım;
Sözümde törem, özümde milletim, yüreğimde bayrağım…
Vatanına, milletine gönülden bağlı Yörük oğluyum.
Gök kubbe otağım, yıldızlar kandil,
Toprak anam olmuş, rüzgârım mendil.
Ne malda gözüm var ne dünyada meyil,
Özü sözü bir olan Yörük oğluyum.
Yörük demek özgür, Yörük demek iz,
Yörük demek yayla, kışlak, alın teri.
Yörük demek töre, vefa, ekmek ve emek,
Atadan yadigâr bir temiz yürek.
Dağ bizim, yayla bizim, yol bizim;
Töre bizim, söz bizim, öz bizim…
Biz Yörük oğluyuz!