Sessiz Çığlık
Çocuğun içinde büyüyen fırtına
Şanlıurfa, Kahramanmaraş…
Bir okulun duvarına çarpıp yankılanan …
Sadece bir olay,
Sadece sıradan bir haber mi?
Uzun uzun büyüyen bir sızı…
Yürekleri dağlayan,,arşa çıkan bir
üzüntü….
Çocuklar var bu olayda…
Hayatın başında ,
öfkeyle tanışmış,
kendi iç sesini duyamamış çocuklar…
Carl Rogersé a göre’,
İnsan, anlaşıldığını hissettiği yerde
değişir…
Anlaşılmayan, dinlenmeyen,
görülmeyen çocuklar….
Bir ev
Sevgininin olmadığı,
kelimelerin yarım kaldığı…
Bowlby a göre ,Güvenli bağ kuramayan
çocuk, dünyayı da güvensiz görür…
Güvensizlik,
bir gün korkuya,
sonra öfkeye dönüşür…
Kalabalıklar arasında yalnızlık okul,
Bir bakış,
bir söz,
Bir dışlanma…
basit gibi gözükür ama
ama derin izler bırakır…
Alfred Adler der ki:
İnsan, ait hissedemediği yerde problem
üretir….
Bazı çocuklar
seslerini duyurmak için
yanlış yolları seçer…
Bu kadar ağır,bu kadar sarsıcı olay…
Nasıl olur…?
Bir çocuğun eline
nasıl geçer tehlike, silah..?
Sadece bir anlık bir olay mıdır bu?
Olsa olsa birikmiş ihmallerin sessiz
toplamıdır..
bir dikkatsizlik,
bir görmezden geliş…
sonuç facia…
Büyük bir aynadır toplum
içinde ne varsa
yansır çocuklara…
Albert Bandura’a göre
Çocuklar gördüklerini öğrenir.
Yani,
Bir yerlerde şiddet konuşuluyorsa,
öfke büyütülüyorsa,
çocuk
onu içselleştirir…
Parmak uçlarında başka bir gerçeklik
dijital dünya…
Tek başına sebep mi?
Belki cevap hayır,ama
Ama etkisiz de değil.
Goleman’a göre
Duygularını tanımayan insan, onları
yönetemez…
Öfkesini tanımıyorsa çocuk,
yönlendirebilir mi öfkeyi…
yanlış yollarda kaybolur gider….
Tatil edilince okul çözülür mü sorun?
Biraz ortalık sakinleşir belki…
yaralar kabuk bağlar…
Sadece,
anlamaktır önemli olan…
Ailenin sorumluluğu,
oto kontrol,
çevrenin duyarlılığı,
polisin önleyici hizmeti önem arzeder,
Her olay,
öncesinde kaçırılmış bir işarettir.
Eğitimin İmalat hatalarıyla uğraşır
polis…
Düzeltilmesi zordur bu da polise kalır….
Maslow’un dediği gibi:
İnsanın en temel ihtiyacı güvendir…
Yoksa güven
ne öğrenme olur,
ne de gelişim…
Bir çocuğun gözünde erken fark edilen
üzüntü,
Öğretmenin zamanında uzattığı el,
ailenin sabrı…
O zaman başlar gerçek çözüm…
Sadece izleyen miyiz ,
yoksa anlayan mı ?
Karanlığa yürümeye başlamadan önce,
Çocuğun kalbine birininin dokunması
gerekmez mi?
Bir söz,
bir bakış
bir anlayış
değiştiririr gerçekleri…
Frankl der ki:
İnsanı ayakta tutan, anlam duygusudur.
Eğer biz
çocuklara bir anlam,
bir yön,
bir umut verebilirsek
Öfke yerini sükûnete bırakır…
Yalnızlık ise yerini aidiyete…
sadece bilgi mi öğretir okul?
insan yetiştirir… Geleceği inşa eder….
İşte o zaman
Sorun çözülür…
çocuklar
yeniden sadece çocuk olur.