BEYAZIN SESSİZ HALİ
Büyükelçi
MESLEK ANILARI
Büyükelçi
Yıl 1999…
Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğünde görev yaptığım yıllardı. Şubemize bağlı Devlet Büyüklerini Koruma Büro Amirliği tarafından, Türkiye’yi ziyaret eden yerli ve yabancı devlet büyükleri ile resmî heyetlerin ilimizdeki güvenlik tedbirleri planlanır ve yürütülürdü. Ben de görevim gereği bu programların koordinasyonunda yer alıyor, üst düzey ziyaretlerde güvenlik planlamasına katkı sağlıyor ve görevimizin gerektirdiği diğer çalışmaları yürütüyordum. Programlar sırasında edindiğimiz bilgi, duyum ve gözlemleri de devlet ciddiyeti ve kurumlar arası koordinasyon anlayışı çerçevesinde ilgili istihbarat birimleriyle paylaşıyorduk.
O yıllarda dönemin Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi, Adana’dan başlayıp Şanlıurfa, Diyarbakır ve bölgeyi kapsayan ziyaretler gerçekleştirirdi. Büyükelçinin ilimizdeki güvenlik tedbirleri personelimiz tarafından yerine getirilirken, ben daha çok üst düzey resmî programlara, koordinasyon gerektiren görüşmelere ve protokol kapsamındaki çalışmalara iştirak ediyordum.
Zamanla dikkatimi çeken ortak bir nokta olmuştu. Büyükelçinin ziyaret programlarında daha çok belirli grupların temsilcileriyle görüşmeler yapılıyor, bölgenin diğer dinamikleri ise yeterince dinlenmiyordu. Oysa sahada görev yapan biri olarak biliyordum ki bir coğrafyayı anlamanın yolu, sadece belli pencerelerden bakmak değil; o coğrafyanın bütün seslerine kulak verebilmekti.
Bir gün, Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisinin Şanlıurfa Valiliğine gerçekleştirdiği resmî ziyaret kapsamında, Valilik makamında bir değerlendirme toplantısı düzenlendi. Toplantıya valilik yetkilileriyle birlikte emniyet, jandarma, askerî ve ilgili istihbarat birimlerinin temsilcileri de katılmıştı.
Büyükelçinin Sayın Valimizle gerçekleştireceği görüşme devlet protokolü açısından hassasiyet taşıyordu. Güvenlik tedbirleri personelimiz tarafından yürütülürken, ben de Sayın Valimize eşlik ederek bu değerlendirme toplantısına katıldım.
Toplantı soru-cevap şeklinde ilerliyordu. Katılımcılar tercüman aracılığıyla Büyükelçiye sorular yöneltiyor, Büyükelçi de yine tercüman vasıtasıyla cevap veriyordu.
Ortamın samimiyetinden cesaret alarak ben de söz istedim.
Tercüman aracılığıyla şu soruyu yönelttim:
“Sayın Büyükelçi, eğer amacınız bölgede yaşanan olayları objektif biçimde değerlendirmek ve doğru bilgi edinmekse, neden ağırlıklı olarak sadece belirli gruplarla görüşüyorsunuz? Bölgede yaşayan farklı insanlar, farklı kurumlar ve farklı bakış açıları da var. Tek taraflı görüşmeler, doğru ve sağlıklı bir değerlendirme yapmanızı zorlaştırmaz mı?”
Sorumu dikkatle dinledi. Kısa bir sessizliğin ardından yine tercüman aracılığıyla şu cevabı verdi:
“Patronunuz size hangi görevi verirse onu yaparsınız, değil mi?”
Gülümsedim.
“Evet.” dedim.
Konuşma orada bitti.
Belki birkaç cümleden ibaret kısa bir diyalogdu; fakat bazen en uzun düşünceler, en kısa cevapların içinde gizlidir. O gün aldığım cevap, yıllar boyunca zihnimde farklı anlamlar kazandı.
Aradan yıllar geçti…
Bölge nice acılar yaşadı. Kimilerine görevimiz gereği yakından tanıklık ettik, kimilerini sonradan öğrendik, kimilerini ise kamuoyunun gözü önünde izledik.
Bugün geriye dönüp yaşananları bir bütün hâlinde değerlendirdiğimde görüyorum ki; bu kadim coğrafya hiçbir zaman kendi hâline bırakılmadı. Her dönemde farklı hesaplar yapıldı, farklı projeler üretildi, farklı senaryolar sahneye konuldu. Kimi zaman açık, kimi zaman örtülü yöntemlerle bölgenin geleceğine yön verilmeye çalışıldı.
Ancak bütün bu hesapların ötesinde değişmeyen bir gerçek vardı.
Bölge insanı…
Onca acıya, onca provokasyona ve onca oyuna rağmen büyük ölçüde sağduyusunu korudu; vatanına, milletine ve devletine olan bağlılığını muhafaza etti. Bana göre bu toprakların en büyük gücü de işte budur.
Meslek hayatı insana sadece görev yapmayı öğretmez; insanı okumayı, olayların görünen yüzünün arkasını görmeyi ve zamanın süzgecinden geçerek doğru değerlendirmeler yapabilmeyi de öğretir.
Bugün geriye dönüp baktığımda, o gün Valilik makamında sorduğum sorunun hâlâ değerini koruduğunu düşünüyorum. Çünkü doğru sonuca ulaşmanın yolu, sadece duyulmak isteneni dinlemekten değil; bütün sesleri aynı dikkat ve aynı tarafsızlıkla dinleyebilmekten geçer.
Bu vesileyle, o yıllarda birlikte görev yapma onurunu yaşadığım kıymetli meslektaşlarıma ve bugün hâlâ dostluklarını büyük bir değer olarak taşıdığım Şanlıurfalı dostlarıma gönülden selam gönderiyorum.
İyi ki Şanlıurfa’da görev yaptım.
İyi ki birbirinden değerli meslektaşlarım ve ömür boyu dostluğunu taşıyacağım Şanlıurfalı dostlarım oldu.
Meslek hayatımın en kıymetli kazanımları; omuz omuza görev yaptığım insanlar, geride bıraktığım dostluklar ve hafızamdan hiç silinmeyen bu onurlu hatıralardır.
Çünkü bazı görevler üniformayla biter; bazı hatıralar ise ömür boyu insanın yüreğinde yaşamaya devam eder.
GÖRÜNMEZ MAHKEME
GÜNCEL & EMEKLİ
Metlu
MESLEK ANILARI
OLTA & BALIK & YEM
MESLEK ANILARI Resmi araçları değil
MESLEK ANILARI