GÜNCEL
EMEKLİLİKTE ADALET
Adalet nedir?
Adalet sadece mahkeme salonlarında mı aranır?
Elbette hayır…
Adalet,
Emeğin karşılığıdır…
Alın terini korumaktır…
Çalışanın hakkını teslim etmektir…
Yıllarca ödediği primi,
Verdiği emeği,
Üstlendiği riski korumaktır…
Emekli soruyor;
Emeklilikte adalet nerede?
Temmuz ayı…
Beklenen enflasyon rakamları açıklandı…
TÜİK, Haziran ayı enflasyonunu aylık %0,99, yıllık ise %32,11 olarak açıkladı.
SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin altı aylık maaş artışı %17,76, memur ve memur emeklilerinin artışı ise %13,52 olarak netleşti.
Rakamlar açıklandı…
Oranlar belli oldu…
Hesaplar yapıldı…
Emekli soruyor;
Bu zam mıdır?
Adı üstünde;
paranın değer kaybı, zam olarak sunuluyor.
Bu, emekli için yaşarken ölüm demek…
Yetkililer…
En düşük emekli maaşının derdine düşmüş…
“En düşük emekli aylığı artırılacak…”
Tabi ki,
en düşük maaş alan emeklilerin yaşayabilecek bir gelire kavuşması, sosyal devletin en temel görevi…
Buna kimsenin itirazı olamaz.
Peki ya diğer emekliler?
Yıllarca daha fazla çalışan…
Daha fazla prim ödeyen…
Daha yüksek vergi veren…
Otuz, otuz beş, kırk yıl boyunca bu ülkeye hizmet eden…
Gece gündüz demeden görev yapan…
Hayatını riske atan…
Polis…
Asker…
Öğretmen…
Hemşire…
İşçi…
Mühendis…
Madenci…
İtfaiyeci…
Sağlık çalışanı…
Ve daha niceleri…
Onların hakkı neden geri plana itiliyor?
Her zam döneminde yalnızca en düşük emekli maaşı niye konuşuluyor?
Daha fazla çalışan…
Daha fazla prim ödeyen…
Daha ağır şartlarda görev yapan…
Onların haklarını kim koruyacak?
Zedelenen emeklilik sisteminin mantığı…
Sosyal güvenlik sistemi bir denge üzerine kuruludur.
Ne kadar uzun süre çalışırsanız…
Ne kadar fazla prim öderseniz…
Ne kadar yüksek kazanç üzerinden sisteme katkı sağlarsanız…
Ne kadar ağır şartlarda görev yaparsanız…
Emeklilikte de bunun karşılığını almanız gerekir.
Ancak denge giderek bozuluyor…
Neredeyse sadece en düşük emekli aylığı üzerinden düzenleme yapılıyor.
Aradaki maaş farkları her geçen yıl biraz daha eriyor.
Yıllarca sisteme daha fazla katkı sağlayan milyonlarca emekli;
Kırgın…
Üzgün…
Hayal kırıklığı yaşıyor…
Bir kişi yirmi beş yıl çalışmış…
Diğeri otuz beş yıl…
Biri asgari düzeyde prim ödemiş…
Diğeri yıllarca yüksek prim yatırmış…
Biri masa başında görev yapmış…
Diğeri canı pahasına riskli görevlerde bulunmuş…
Aldıkları emekli maaşları arasındaki fark her geçen yıl azalıyor.
İnsan sormadan edemiyor;
Fazla çalışmanın ödülü nerede?
Fazla prim ödemenin karşılığı nerede?
Riskli görevlerde geçen yılların değeri nerede?
Emeklilikte adalet nerede?
Ödenen elektrik faturası…
Su faturası…
Doğalgaz faturası…
Pazardaki domatesin fiyatı…
Kasaptaki etin fiyatı…
Eczanede alınan ilacın bedeli…
Hayat pahalılığı aynı…
Emeklinin statüsüne göre değişmiyor.
Ama lütfedilen artış oranları farklı…
Bir de işin başka bir yönü var…
Açıklanan enflasyon rakamları üzerinden maaş artışları yapılıyor.
Peki ya emeklinin hissettiği hayat pahalılığı?
Emekli enflasyonu televizyon ekranlarında mı yaşıyor?
Markette…
Pazarda…
Kasapta…
Eczanede…
Elektrik, su ve doğalgaz faturasında…
Maaşı hesaba yattığı gün yeniden başlayan geçim sıkıntısı…
İnsan yine sormadan edemiyor;
Hangisi gerçek enflasyon?
TÜİK’in açıkladığı rakamlar mı?
Yoksa vatandaşın pazarda ve markette yaşadığı gerçek enflasyon mu?
Sorunun cevabı…
Ay sonunu getirmeye çalışan emeklidedir.
Kâğıt üzerinde artan maaş…
Ama artmayan, hatta gerileyen alım gücü…
Sofrada küçülen ekmek…
Hafifleyen alışveriş poşeti…
Ay bitmeden tükenen cepteki para..
Emekliler;
Adalet istiyor…
Prim gününe göre adalet…
Çalışma süresine göre adalet…
Mesleğin riskine göre adalet…
Ödenen prim kadar maaş…
Verilen emek kadar karşılık…
Memura yapılan seyyanen zammın emekliye de yansıtılmasını…
Kazanılmış hakların korunmasını istiyor
Emeklilik maaşı bir sosyal yardım mıdır?
Tabii ki değildir…
Bir ömür boyunca ödenen primlerin…
Alın terinin karşılığıdır…
Kazanılmış anayasal bir haktır…
En düşük maaş alan emekliler korunmalıdır.
Hiç kimse açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmemelidir.
Ancak yıllar içinde oluşmuş haklar da korunmalıdır.
Çok çalışanın…
Çok prim ödeyenin…
Riskli görev yapanın emeği de korunmalıdır.
Sosyal devlet yalnızca en alttakini değil;
Herkesin hakkını gözetmelidir…
Açıklanan rakamlar…
Sadece maaşları değil…
Emeklinin adalet duygusunu da etkilemiştir.
Emeklilerin beklentisi sadece birkaç puanlık zam mıdır?
Hayır…
Beklentileri;
Emeğin değer gördüğü…
Primin karşılığını bulduğu…
Riskli görevlerin unutulmadığı…
Alım gücünün korunduğu…
İnsanca yaşamaya imkân veren…
Kalıcı, hakkaniyetli ve adil bir emeklilik sistemi…
Adalet…
Sadece mahkeme salonlarında aranmaz.
Adalet;
Bütçede…
Maaşta…
Vergide…
Sosyal güvenlikte…
Alın terinin karşılığında da aranır.
Bu ülkeye bir ömür hizmet etmiş insanlar…
Ömürlerinin sonbaharında onurlu bir hayat yaşamalıdır/yaşayabilmelidir…
Bu, emeklilerin en doğal hakkıdır.
Bir ülkede emeklilik sistemi sadece rakamlarla değil, vicdanla ayakta kalır…
Böyle biline…